10138 görüntülenme 11 Ocak 2018
AKP CEMAAT’E HİÇ KARŞI ÇIKTI MI?

CEMAAT AKP’YE HİÇ KARŞI ÇIKTI MI?

PEKİ, 15 TEMMUZ’DA NE OLDU?

Bu son dönemece kadar ‘Fettullah Gülen demek AKP, AKP demek Fettullah’ olduğuna göre, aralarındaki bu siyasi ilişki aydınlatılmadan, darbeye dönüşen bu güç çatışmasına açıklama getirebilmek çok zordur…

Önce şu soruyla başlayalım:

Küresel siyasetin destekleri ile Tarikatın desteği bir yana, AKP’nin ülkede siyasi güç olarak ortaya çıkmasına destek vermiş başka kim var?

Gülen’in ABD-AB-İsrail ilişkileri sayesinde cemaatin yurt dışından sağladığı parasal ve siyasi dış destek, bu bir… 

Yine aynı cemaatin özellikle cami cemaatimizi kullanarak… Gülen’in abi ve ablalarının çocuklarımızı kullanarak… Gülen’in iş adamlarının küçük esnafımızı kullanarak, bu cemaatin kutsal din duygularımızın istismarı sonucu sağladığı iç destek, bu da iki…
Artık gerisi büyük iş adamlarının çıkarları gereği Gülen’i kullanarak verdiği medya ve para desteği, diğer siyasi parti küskünleri ile bu AKP siyasetinden medet umanları da bir araya getirdiğinizde, karşımıza işte bu AKP siyasetinin gücü çıkar…

Yani?
AKP’nin bugün geldiği noktada hiç şüphe yok ki cemaatinin gücünün de büyük rolü vardır.
Hatırlayınız: Erdoğan ’Ey Gülen! Ne istedin de biz vermedik’ dememiş miydi!..

Peki, Gülen cemaati AKP’ye destek olan bu gücü kimden almıştı?

Öncelikle küresel Üst Akıl’dan yani ABD-İsrail’den… Sonra da AKP siyasetinden…

Yani?
Bu iki siyaset birbirinden güç alıyor, bu açık…

Şimdi ikinci soruya geçebiliriz:
Gülen ile Erdoğan, bugüne kadar izledikleri müşterek siyasette karşı karşıya hiç geldi mi, hiç birbirlerine rakip oldular mı bu son dönemece kadar? 

Saymayın 17/25 Aralık vakasını, geride kalan bir hiç!

Evet, hiç! Çünkü dış siyasete baktığımızda, Ortadoğu’da ABD’nin Ortadoğu projesi bugüne kadar tıkır tıkır işledi… 

İsrail’in etnik ve dinsel temelde ayrıştırma siyaseti işledi… Avrupa’nın Bizans siyaseti, başta Bizans Rum Ortodoks Patrikliği olmak üzere, bu ikili sayesinde büyük mesafeler kat etti. 

Irak’taki Barzani Kürt devletini birlikte desteklediler, okullar açtılar, konsolosluk kurdular, Barzani’nin yakındır bağımsızlığını ilan etmesi… 

Gülen-Erdoğan döneminde Ermeni meselesi de güç kazandı…

Kısacası bu Gülen-Erdoğan ikilisi birlikte yürüdü şimdiye kadar, birlikte küresel siyaset yörüngesinde hareket ettiler…

Ve 17/25 hariç, hiç birbirlerine düşmediler!

İç siyasetimize baktığımızda da durum farklı değildir:

Özal’la başlayan Gülen siyaseti, günümüzde Erdoğan’la yoluna devam ederek özelleştirme adı altında birlikte sattılar topraklarımızı, şirketlerimizi, bankalarımızı, ülkemizin ekonomik kaynak yönetimini yabancılara birlikte aktardılar…

Birlikte ayrıştırdılar halkımızı, kaderde ve kıvançta, geçmişte ve gelecekte bir olan ve olması gereken halkımızı Türk-Kürt diyerek, Alevi-Sünni diyerek birlikte
 ayrıştırdılar… 

TOKİ, TOKİ çığlıklarıyla ev yaptılar ama çocuklarımıza yurt yapmadılar ve birlikte çocuklarımızı Gülen cemaatinin kucağına attılar… 

Türk Ordusu’na yönelik kumpaslara birlikte destek verdiler, askerleri mağdur ettiler…
Cemaati yönetenlerin de bu destekleri karşılıksız kalmadı; AKP eliyle ticari ve siyasi güç kazandılar, hem devlete hem de halkın içine sızdılar ve Gülen-Erdoğan birlikte bugünlere geldiler…

Şimdi ikinci soruyu farklı bir biçimde soralım: Son on dört yılda AKP siyaseti ne yaptı da Cemaat buna karşı çıktı?

Barzani’yle başlayalım…
Özal Barzani’yi Özerk, Erdoğan da izlediği siyasetle federe Kürdistan Yönetimi yaptı, cemaat buna karşı mı çıktı? Hayır!

Özal PKK’yı silahlı güç, Erdoğan da izlediği siyasetle siyasi güç yaptı, karşı çıkan oldu mu? Hayır!

Devam edelim…

Ege’deki Türk adaları Yunan işgaline terk edilirken…

Suriye’deki Türk toprağı terk edilirken…
Kıbrıs’ta Rumlar AB’ye üye yapılır, Türkler bir kenara atılırken…
Fener Rum Patriğinin ekümenik çıkışlarına gözyumulurken…
Evlerin altı kiliseye dönüştürülürken, Akdamar adasındaki tarihi harabe restore edilip Ermeni ayinlerine açılırken, azınlık vakıflarına tarih öncesi malları geri verilirken Cemaat hiç karşı çıktı mı?

Hayır!

Yine devam edelim…

Özelleştirme denilerek ülke kaynaklarının satılıp, yabancıların yönetimine verilirken…
İleri demokrasi denilerek bir olan Türk milleti etnik ve mezhepsel farklılıklar temelinde ayrıştırılırken…

Özel okullar denilerek gelecek nesillerin akıl yönetimi özele terk edilirken Cemaat hiç birine karşı çıktı mı?

Hayır!

Yani?

Öyleyse eğer, Erdoğan siyaseti ile Cemaati yöneten siyasetin de birbirinden farkı yok…
Pekiş fark nerede?

Fark 17/25’te.

Pekiş bu 17/25’in hedefi kimdi?

Diyorlar ki beka sorunu… Tamam iyi hoş da kimin bekası bu?


Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tv
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ