SON DAKİKA
Tümü

Gündem

Anasayfa / Gündem / Bahçeli nokta vuruş!.. ‘HABUR REZİLLİĞİ’

Bahçeli nokta vuruş!.. ‘HABUR REZİLLİĞİ’

2 Aralık 2018 / Pazar 21:35
İyi Parti...

İYİ Parti Genel Sekreteri Mustafa Cihan Paçacı, Başkanlık Divanı sonrası basın toplantısı düzenledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yerel seçimlerde de destekleme kararı aldığı AKP’nin sözde çözüm sürecinde yaptıklarını hatırlatan Paçacı şöyle konuştu;

‘HABUR REZALETİ’

“Bana yol arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” denir, Anadolu’da… AK Parti’nin yol arkadaşı PKK ve HDP olmuş, çözüm süreci yolunda beraber yürümüşlerdir. Türkiye’ye “Habur rezaleti”’ni yaşatan, PKK’lı teröristlere hem de 29 Ekim’de, geçit merasimi yaptıran, HDP ile Dolmabahçe’de federasyonu konuşan, Bölücübaşı posteri önünde, Diyarbakır meydanında Megri Megri diye çığlıklar atan, Kimdir? Ak Parti değil midir? İşte MHP’nin kayıtsız şartsız desteklediği AK PARTİ budur.” ifadelerini kullandı.

Dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay Habur Vakası için şöyle demişti;

‘HABUR’DA YAŞANILANLARI ÖNLEYEMEDİK’

“Habur bir yol kazasıdır. Ama onun olmaması için 2 gün önceden Ahmet Türk ile görüştük. Tarım Bakanımız Mehdi Eker Bey’in, Orman Çiftliği Genel Müdürlüğü’ndeki makam odasında görüştük. Gizli bir görüşme değildi. ‘Ne olur bu süreci tahrip ettirmeyin. Bu insanları öyle karşılatırsanız yansımaları yanlış olur, bunu yaptırmayın’ dedim. ‘Sizi üzecek bir şey olmayacak rahat edin’ dedi. Oradan tekrar telefonla konuştuk. Sonuna kadar çaba gösterildi, ama önlenemedi.” Beşir Atalay, İçişleri Bakanı, 12 Temmuz 2010.

Yıl 2009…
İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çekmekte olan pkk terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Kandil dağı ve Mahmur Kampı’dan gelen 34 kişi Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı. PKK’lı terörişstlerin arasında silahlı eyleme katılanların bulunmadığı bildirildi. Örgüt üyelerinin, verecekleri ifadeler doğrultusunda TCK’nın 221. maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağına karar verilecek(Milliyet, 19 Ekim 2009).

ÇÖZÜM SÜRECİ

Türkiye’de açılım ya da çözüm adı altında bir siyasi süreç başlatıldı. Süreci desteklemek adına “analar artık ağlamasın, akan kanlar dursun” propagandaları yapıldı. Bu bir kandırmacaydı ama biz göremedik. Plan, yani silahlı terörü sözde bitirmek için ortaya konulan süreç aslında şuydu; PKK terör örgütünün yapılmasını istediği hususlar, AKP eliyle kanunlar değiştirilerek yapılacak ve örgüt silahlı terörden vazgeçirilip siyasi hayata alınacaktı, yani PKK terör örgütü AKP çizgisinde siyasallaştırılarak sözde sorun çözülmüş olacaktı.

PKK TERÖR ÖRGÜTÜ SİYASALLAŞTIRILIYOR

Erdoğan siyaseti hemen kolları sıvadı ve “analar artık ağlamasın, akan kanlar dursun, terör bitsin” sloganlarıyla bizi bu sürece hazırlamaya çalıştı. Önce Kürtçe özel dil kursları açıldı. Ardından TRT’de Kürtçe yayınlar başlatıldı, güya TRT Özerk kurumdu ve bu açılımı kendi kurum yönetmeliğinde değişiklik yaparak hayata geçirdi.

Aslında bu bir açılım değil, bir trajediydi. Düşünebiliyor musunuz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi dili Türkçe, ortak dili Türkçe ve ülkede milyonu aşkın insan bu ortak dili konuşamıyor, çünkü Türkçe bilmiyor ve siz bu insanlara Türkçe öğretmek yerine Kürtçe öğretiyorsunuz, bu trajedi değil de nedir!

Bunları YÖK’ün Kürtçe Enstitü kurma hazırlıkları izledi, derken Kürtçe seçim propagandası yapma serbestisi getirildi ve ülkemizde adının başında “Kürt ve Kürtçe bulunan bir açılımlar zinciri” aldı başını gitti. Üstelik açılım adı altında tüm bu yapılanlar, ülkede demokrasi ve insan hakları adına yapıldı. Ülkemizi çağdaş medeniyetler üzerine çıkarmak adıyla yapıldı.

HABUR VAKASI

Ama kimse sormadı; bu açılımlar kimseye ekmek vermez, aş vermez, cehaleti yok etmez, yeni iş sahası açmaz, insanı insanca yaşatmak için bunlar yetmez, demedi. Açılımlar öyle bir hızla yapıldı ki, daha ne olup bittiğine bir anlam veremeden, kendimizi Habur’da bulduk, evet Habur Gümrük Kapısı’nda. Ülkemize barış geliyor, kardeşlik geliyor, akan kanlar duruyor, sloganları altında 36 terörist, Habur Gümrük Kapısı’ndan, sözde örgütten kaçmış ve pişman olmuş tanıtımıyla giriş yaptı, hem de 19 Ekim 2009 günü. “PKK’yı AKP’leştirmek” planının en önemli adımı da bu oldu.

TERÖR ÖRGÜTÜ SEMBOLLEŞTİRİLİYOR

Gelenler terörist elbisesiyle geldiler, terörist elbisesiyle Habur’dan içeri alındılar, bu elbiseyle mahkemeye çıktılar, bu elbiseyle otobüslerle binip üç gün boyunca Doğu ve Güney Doğu illerimizde zafer turları attılar, neden? Gelse de, pişman olsa da, bunlar kim; evlatlarımızın katili, terörist. Neden bu elbiseyle aldılar bu ülkeye? İsteselerdi bu elbiseyi çıkartabilirlerdi ama yapmadılar, illa da bu elbiseyle il il ilçe ilçe Doğu ve Güneydoğu’yu dolaştırdılar, neden? Bu elbisenin anlamı nedir, önce buna bir bakalım…

TERÖR ÖRGÜTÜ YASALLAŞTIRILIYOR

Bu örgüt, bir terör örgütüdür, doğru. Ama bu örgüt aynı zamanda bir siyasi örgüttür ve siyasi bir hedefi vardır. Nedir siyasi hedefi? Gücü yeterse eğer, ana vatan topraklarımızın bir kısmını ele geçirip bağımsız bir devlet kurmak, Kürt devleti, siyasi hedefi işte bu. Örgüt zaten terörü bu siyasi hedefe ulaşabilmek için araç olarak kullanıyor ve bu siyasi hedefini bu elbise simgeliyor. Yani siyasi hedefini gösteren işaret işte bu terörist elbisesi. Siz devlet olarak, devleti yöneten Hükümet olarak, bu teröristleri bu elbise karşınıza alıyorsanız ve otobüslere bindirip il il dolaştırıyorsanız, bunun anlamı şudur; ben bu örgütü tanıyorum, demektir.

Zaten sorun da burada başlamaktadır; Hükümet de olsanız yapabileceğiniz işler vardır, yapamayacağınız işler vardır, çünkü bu ülkenin anayasası var, ona uymak zorundasınız. Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Devletin bölünmez bütünlüğü hedef almış bir örgütü, Hükümet de olsanız tanıyamazsınız, bu anayasal suç teşkil eder. Ama siz “ben hükümetim, tanırım” derseniz, gün gelir Yüce Divan’da yargılanırsınız. Bugün yaşadığımız anayasa değişikliği meselesi, referanduma götürme meselesi de, bir noktada Habur olayına dayanmaktadır; bizim Hükümetimiz Yüce Divan’dan kurtulmak için kendine göre hakim ve savcı, kendine göre Yüce Divan hazırlama peşindedir.

AMAÇ TERÖRÜ BİTİRMEK DEĞİL SİYASİ ZEMİNE ÇEKMEK

İşte açılım adı altında PKK’yı AKP’leştirmek için örgütü resmen tanıdılar ama bu yetmedi, katilleri toplum içine geldikleri gibi saldılar. Habur’dan gelenlerin mesleği nedir, bunu hiç düşündünüz mü? Bunlar katil, evet, birer katil, üstelik ruh hastası psikopat. Belki çocukken kaçırıldı örgüte, belki de aldatıldı, kandırıldı, götürüldü örgüte ama şu geliş günü bakımından bunlar birer ruh hastası, tedaviye muhtaç kişilerdir. Neden? Yıllarca dağlarda gezdiler, insanlarımızı öldürdüler, kanla beslendi bunlar kanla. Kanla beslenen insan olabilir hiç! Elbet olmaz, tedavi edilmeleri gerekir ama yapmadılar. İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Başbakan bunları bilmez mi hiç? İsteselerdi Anadolu’da, kıyıda köşede bir yerde, tedavi merkezleri kurulamaz mıydı? Elbet kurulurdu ama yapmadılar.

HABUR VAKASIYLA TERÖRİSTLER HALKIN İÇİNE SALINDI

İsteselerdi, bunları tedavi edip, insani değerler kazandırıp, bir de insani bir meslek öğretip topluma salabilirlerdi ama yapmadılar, saldılar toplum içine, toplum güvenliğini de tehlikeye düşürdüler. Neden? Bunlar çıkar çıkmaz ne yaptı? Önce terörist elbisesiyle toplum içinde boy gösterdi, günlerce otobüs üzerinde dolaştı ve halka hitap etti. Ne demektir bu biliyor musunuz; “artık ben buradayım, artık içinizdeyim” demektir.

SONUÇ
2009 yılında yaşanılan Habur Vakası bir siyasi projedir. Amacı pkk terör örgütünü siyasallaştırmaktır. Amacı terör örgütüne halk desteğinin sağlanmasıdır, bunu da başardılar. İlk yerel seçimlerde örgüt belediyelerin başına başkan göndermeye başladı. Peki neden yapıldı diye sorulacak olursa, bugün Ortadoğu’da Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde ülkeler yeniden şekillendirilmekte ve yeni sınırlar çizilmeye çalışılmaktadır. BOP’un ilk ayağı Barzani’dir, 1991 Körfez savaşıyla birlikte Barzani, Irak içerisinde ÖZERKLİK elde etmiş ve bunu da Özal siyaseti desteklemiştir. BOP’un ikinci ayağı olan pkk terör örgütü de silahlı güce kavuşturulmuştur.

Ortadoğu’da ikinci büyük dönemeç 2003’te yaşanmıştır. Yine BOP’un ayaklarından olan Barzani FEDERE yönetim elde etmiş, pkk terör örgütü de Habur Vakası yoluyla siyasi güce dönüştürülmüş, aynı zamanda PYD/YPG örgütleri eliyle Suriye’ye uzanması sağlamıştır. 2003 ABD-Irak savaşında Türkiye ABD’ye destek vermiş yani bir şekilde BOP sürecini destekleyen bir tavrı içerisine girmiştir.

Şimdi yıl 2018.
BOP’un ayağı BARZANİ ARTIK Irak’ta devlet içerisinde devlet yapılmış, bağımsızlık referandumunu yapması sağlanmış, yeni devlet ilanı bu noktada artık kapıdadır.
BOP’un ayağı pkk, Türkiye’de siyasi zemine çekilmiş ve süreç artık pkk üzerinden değil, AKP üzerinden devam ettirilmektedir. Suriye’de ise PKK, 91 yılında Irak’ta ne yaptıysa şimdi Suriye’de yapmaktadır; önce silahlı güç, sonra siyasi güç ve özerklik…

Gelinen bu nokta BOP’un Türkiye açısından son aşamasıdır; Türkiye’de idari yapının federal yapıya dönüştürülmesi yoluysa Barzani’nin Irak’ta, PKK’nın Suriye’de kurdukları yeni yönetimleri destekleyebilecek bir sisteme dönüştürülme aşamasıdır. Bugün Türkiye bu son aşamayı yaşamaktadır.

Oysaki Irak ve Suriye’deki gelişmeleri bir beka sorunu olarak gören Türkiye’nin kendi üniter ulus devlet yapısını koruması ve güçlendirmesi gerekmektedir, eğer bu beka sorununu çözmek istiyorsa eğer…

Erdal Sarızeybek

Başvuru kitabı;
Kurt Kapanı/ Pozitif yayınları
Büyük Suikast/ Destek Yayınları.

POPÜLER HABER
POPÜLER GALERİ
POPÜLER HABER