SON DAKİKA
Tümü

Politika

Anasayfa / Politika / Hava Bozuyor: ‘ZARRAF MASADA’

Hava Bozuyor: ‘ZARRAF MASADA’

11 Kasım 2019 / Pazartesi 16:24
Erdoğan, ABD, Trump, Yaptırım...

ABD ile Türkiye arasında kriz yaratan mektup skandalında sıcak bir gelişme yaşandı. Londra merkezli Middle East Eye isimli internet sitesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ABD ziyareti öncesinde yeni bir mektup gönderildiğini öne sürdü. Trump’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderdiği ikinci mektupta S-400’ler dolayısıyla yaptırım uygulanabileceğini dile getirdiği iddia edildi.

YAPTIRIM TEHDİDİ

Erdoğan’ın bu hafta gerçekleşmesi planlanan ABD ziyareti öncesinde yazıldığı öne sürülen mektupta, Türkiye’ye S-400 savunma sistemi dolayısıyla yaptırım uygulanabileceği belirtildi. Middle East Eye’a konuşan kaynaklar, Türkiye’nin S-400 sistemini aktive etmemesi durumunda, ABD’nin F-35 savaş uçakları programına tekrar dahil edeceğinin sözünü verdiğini söyledi( Sözcü,11 Kasım 2019)..

SARRAF DAVASIYLA BİRLEŞTİRİLDİ

Öte yanda ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını paravan şirketler aracılığıyla delmek, banka dolandırmak için komplo kurmak, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı ihlal etmek için komplo kurmak, kara para aklamak, kara para aklamak amacıyla komplo kurmak gibi altı ayrı suçlamanın yer aldığı dava Rıza Sarraf davasıyla da aynı dosya numarasıyla kayıtlara geçti.

Halkbank davasıyla ilgili iki ön duruşma sonrasında dava sürecinin nasıl işleyeceğini New York Barosu Avukatı Cahit Akbulut VOA Türkçe’ye değerlendirdi.

BAŞKA SANIKLAR DAVAYA EKLENEBİLİR

Avukat Akbulut, Halkbank davasının Rıza Sarraf dosyasıyla aynı işlem numarasıyla görülmesinin, dikkat çekici olduğunu belirterek, “ABD’de bankacılıkla ilgili cezalar genellikle Maliye Bakanlığı tarafından verilir. Halkbank’a New York’ta Rıza Sarraf’ın aynı dosya numarasıyla açılan ceza davasında hedef sadece Halkbank olmayabilir. Bu dava dosyasına Halkbank dışında sanık olarak başka isimler de eklenebilir”(Sputnik, VOA, 10 Kasım 2019).

Haber işte böyle…
ABD şantaj üzerine şantaj, tehdit üzerine tehdit savuruyor.
Peki ABD neye dayanarak savuruyor bu tehditleri?.. Konu açık, Zarraf Davası…
Bu dava üzerinden Halk Bankası, Erdoğan ve yakın çevresi ve bu davada adı geçen tüm kişiler…

Emekli Alay Erdal Sarızeybek son yazdığı ‘Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak’ adlı kitabında Zarraf Davasını tüm yönleriyle aldı. Kitapta geçen kısmın özeti şöyle;

‘USTA’NIN HABERİ YOK’

Belli ki 17/25 operasyonundan Usta’nın hiç haberi olmamış. Olmamış çünkü basına yansıyan ‘paraları sıfırla’ konuşmaları dikkate alındığında ortadaki şaşkınlığı görebiliyoruz. Apar topar Fehmi Koru’nun Gülen’e gönderilişinden anlayabiliyoruz. Haberi olmuş olsaydı, kendisine karşı bu operasyona izin verir miydi ki? Bu durum aynı zamanda bu hücrelerin varlığından devlet yönetim ve güvenlik mekanizmasının haberdar olmadığını da açığa çıkarıyor.

‘MİT’İN HABERİ YOK’

Hakan Fidan’ı biliyorsunuz… 2010 yılından günümüze Milli İstihbaratın başında. Üstelik Usta’nın deyişiyle ‘sır küpü’. Eğer ki Usta’nın 17/25’ten haberi yoksa, Fidan’ın da haberi yok anlamına geliyor bu. Haberi olsaydı uyarmaz mıydı ki? Koca devlet güvenlik mekanizmasına rağmen bu hücreler Usta’ya karşı bu operasyonu gizlice planlamış hem de uzun sürdüğü anlaşılan bir araştırma ve takip sonucunda icra etmeyi de bilmiştir.

ZARRAF ÜZERİNDEN USTA’YA, USTA ÜZERİNDEN TÜRKİYE’YE KISKAÇ

Bu da bize meselenin artık Usta değil, Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesi olduğunu açıklıyor. Bu davalar üzerinden Türkiye, iç ve dış politikada pazarlık masasına oturtulmaya zorlandı hala zorlanıyor. Türkiye’nin özellikle İran, Irak ve Suriye politikalarında tam bağımlı hale getirilmek isteniyor. Tabii burada bu üç ülkenin adı geçince hemen akla ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ geliyor. Ermenistan, Kürdistan ve Büyük İsrail projeleri öne çıkıyor. Anahtar Türkiye’de olunca 17/25’in boşa yapılmadığı ortaya çıkıyor. Bu durumda nereden bakılırsa bakılsın Usta, ABD ve İsrail tarafından kıskaca alınmış durumda.

KISKACA DÜŞÜRÜLEN BİR DEVLET ADAMI TÜRKİYE’NİN ULUSAL ÇIKARLARINI KORUYABİLİR Mİ

Şimdi bunları alt altta koyduğumuzda ortaya çıkan resim bize, 17/25 operasyonunu yapan çetenin tamamının ABD-İsrail’e bağlı bir casus şebekesi olduğunu gösteriyor. Bu gözardı edilemeyecek apayrı bir devlet yönetimi, güvenlik ve istihbarat açığıdır. Böylesi bir siyasi komplonun hedefine düşmekle Türkiye’nin ulusal çıkarlarını koruyamayan bir devlet adamının hem siyasi hem de hukuki sorumluluğunun olması gerekiyordu ama bu hiç gündeme gelmedi hala da gündemde değil.

Peki bundan sonra ne olacak?..

Erdal Sarızeybek
Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak

Etiketler:, , ,
POPÜLER VİDEO
POPÜLER GALERİ
POPÜLER HABER