Ana Sayfa
08 Aralık 2016 ( 2462 görüntülenme )

PUTİN, BAKINIZ KİME GÜVENİYOR muş...

Putin'in asıl hedefi Kim?
 PUTİN NEDEN SURİYE'DE? 
 
1946-1947 döneminde, Mahabad Kürt cumhuriyeti Ruslar tarafından kuruldu, İngiltere-ABD karşı çıkınca yine Ruslar tarafından yıkıldı.

Bu devletin varlığı ile yokluğu arasındaki tek fark, Rusların, pay alamadıkları Ortadoğu’da bir Kürt devletinin resmini çizmiş oluşudur.
1918-1923 arasında, İngilizlerin Kuzey Irak’ta Şeyh Mahmud Berzenci ile çizdikleri Kürdistan Hükümdarlığından daha önemlidir çünkü İngilizlerin Kürt devleti projesi tutmamış ancak Rusların Mahabad’da kurdukları bu devlet, bir devlet olarak tarihteki yerini almıştır.
1806 Babanzade ile başlayan ve adına trajik olarak Kürt denilen isyanlar dahi bir devlete kavuşamazken, Rusların tertibiyle böylesi bir devletin resminin çizilmiş oluşu ve Orta Doğu coğrafyasında yayınlanması, günü geldiğinde bu bölgede Kürt kartını Rusların oynayacağını gösterir bir örnek olması açısından da önemlidir.
 
 
Günümüzde ayrılıkçı Kürt siyasetçilerinin sıkça örnek gösterdiği devlet, işte bu Mahabad’tır. 
 
Rusların Mahabad’da Molla Mustafa Barzani eliyle kurdurduğu bu devletin bir diğer önemli sonucu da şudur: peşmerge Barzaniler, Rusların verdiği modern silahlar ve askeri eğitimle düzenli birliklere geçmiştir. Burada konu edilen düzenli birlik, dağlarda gezen birkaç peşmerge değil, Molla Mustafa’nın Irak kuzeyinden İran’a taşıdığı bini aşkın kişidir. Çocuklar dahil, hepsi silahlandırılmış, eğitilmiş, taktik ve stratejiyi bilen bir güç haline getirilmiştir.
 
1947’de Mahabad Kürt devleti yine Ruslar tarafından yıkıldı ama bu Molla Mustafa Barzani,  düzenli askeri eğitimden geçmiş bini aşkın peşmergesiyle aynı yıl Rusya’ya iltica etti.

Molla Mustafa, Ruslarla anlaşmalı olarak Aras Nehri’ni aştıktan sonra, belki de aynı anda, Londra radyosu “Flaş Haber” olarak bu olayı şöyle duyuruyordu:
  “İran ordusuyla Kürtler atasında, Rus sınırı yakınlarında büyük bir savaş çıktı. Kürt lider Mele Mustafa Barzani sayıları iki bini bulan adamlarıyla birlikte Rus sınırını geçmeyi başardı”[1] .
Oysaki Barzani hiç çatışmaya girmeksizin Aras Nehri’ni sessizce geçmiş, kendisini bekleyen Ruslara sığınmıştı.
 
19 Haziran 1946’da, Barzani’nin Rus sınırını aştıktan iki gün sonra, Londra Radyosu bir flaş haber daha geçti; Barzani, Allah’ın takdiri ilahisiyle İran ordusundan kendisini kurtarmayı başarmış ve salimen Rusya’ya geçmişti:
 “Bağdat’da dört subay idam edildi. Buna karşılık Mele Mustafa Barzani mucizevi bir şekilde kurtuldu ve Ruslara sığınmayı başardı.” [2]
Peki, bu Molla Mustafa bu Rusya’ya neden iltica etmişti?

Ya da Ruslar, neden Molla Mustafa’yı seve seve kabul etmişti?
Önce Barzani’nin Rusya’da neler yaptığına bir bakalım…
 
Barzani Rus topraklarına geçtikten sonra, Ermenistan Cumhuriyeti’nin Nahçıvan(Bugünkü Azerbaycan’ın kenti)‘a götürüldü, adamları ise  tel örgürlerle çevrili açık bir kampa yerleştirildi. 
Dışarı çıkışları yasaklandı, yaralıları tedavi edildi.
 
Barzaniler yaklaşık kırk gün kampta kaldı, sonra Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Ağdan, Laçin ve Ayvulağ bölgelerine dağıtıldılar. Barzani ise önce Şuş, ardından Bakü’ye nakledildi…
Burada, başta Stalin ve Bakırov olmak üzere Sovyet yetkililerine mektup ve rapor yazmakla işe koyuldu. Bunların tesiri olsa gerek ilk olarak Kasım 1947 sonunda, Bakırov, tarafından huzura kabul edildi.
Görüşme işe yaradı; sığınmacıların yaşam koşulları iyileştirildi ve 10 Aralık 1947’de, Barzani ve adamlarının tamamı Bakü’deki kampa nakledildi.
Barzaniler artık askeri teçhizat ve silaha kavuşmuştu.
 
Mesud Barzani, işin siyasi boyutunu şöyle anlatıyor;
“10 Ocak 1948’de, bir konferans düzenlendi. Irak Kürdistanı’ndan ve İran Kürdistanı’ndan gelen herkes bu bu konferansa katıldı. Bu büyük toplantıda Barzani tarihi bir konuşma yaptı. Bu konuşmada ileride izlenecek faaliyet programını belirledi. Kürt kurtuluş hareketinin siyasi önderliği İran ve Irak Kürtleri arasından seçildi…. Bakü radyosundan Kürtçe yayın yapılması ve Kürtçe bir gazetenin çıkarılması da kararlaştırıldı. Bu adımla birlikte Kürt ulusal mücadelesinin devam etmesi ümidi de yeşermiş oldu”.
 
 
Bir süre sonra Rusların planları ortaya çıktı; önce Barzani’nin adamları içine sızdılar, ardından bir kısmını ajanlaştırdılar. Bu peşmerge ajanlar, Irak-İran-Suriye coğrafyasında Rusların epey işine yarayacaktır.
Mesud Barzani, bu durum için şöyle diyor:
“Burada bir hususu üzülerek belirtmeliyiz ki,“İran Kürdistanı’ndan seçilen bazı kişiler, siyasi önderlik mekanizmasındaki görevlerini savsakladılar ve ilkelerine, ulusal görevlerine riayet etmediler. Sovyet Bakırov’un elinde birer oyuncağa dönüştürler, bir anlamda Bakırov’un gizli ajanları haline geldiler”.
 
Bu gelişmeler üzerine Barzani, Bakırov’un peşmergeler üzerindeki etkisini azaltmak için başka bir yere nakil istedi.
29 Ağustos 1948’te, Özbekistan başkenti yakınlarında Çerçuk kampına aktarıldılar.
Barzani’ye burada bir ev tahsis edildi; Rusça’yı öğrendi.
1949 yılı Mart ayı 13’ünde, Barzani yanında iki arkadaşı, Said Mela Abdullah ve Ziyab Deri,  Aral gölü yakınlarında Çampay beldesine götürüldüler.
Eylül 1946’da,  Bakü’deki kamptan beş Barzani adamı daha alındı, onlar da Semerkand’a yerleştirildi; bir kısmı da, Aral gölü yakınında Moynak adasındaki fabrikalarda çalıştırılmaya başlandı.
Barzani’nin adamları dağıtılmıştı…
 
Bu arada Barzani’nin Kremlin’e mektuplaşması devam ediyordu.
Bu mektup teatileri sonuç verdi; 1 Eylül 1951’de, Barzani ve bütün adamları Taşkent’e getirildi ve gençler peşmergeler üniversitelerde öğrenime başladılar. Bazıları da Sovyet kadınları ile evlendi.
Bir süre sonra,  “Barzani, Moskova’ya gitmeye karar verdi” diyelim ve burada bir konuyu açalım ve Molla Mustafa’nın Moskova’ya öyle bir gidiş hikayesi var ki, önce size bunu anlatayım…
 
Dr. Sıraç Bilgin diyor ki;
“Barzani arkadaşlarına haber yollayarak gizlice Moskova’ya gideceğini söyledi. Müsait durumu değerlendirmenin zamanı gelmişti. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra büyük bir gizlililik içinde Moskova’ya uçarken arkadaşlarına “ eğer yetkililer engellemezse Moskova’ya vardığımda size telgraf çekeceğim ve işlerin yolunda gittiğini bildireceğim” diyordu. Barzani Haziran 1953’te Moskova’ya engelsiz vardı” [3].
Dr. Sıraç’ın sözleri bu.
Şimdi araya Mesud Barzani’yi de alalım…
 
Mesud Barzani de diyor ki;
“Barzani kendine özgü doğallığı, cesareti ve yalınlığıyla kendiliğinden karar verdi ve Moskova’ya varırır varmaz doğrudan Kremlin’e gitti. Haber alma bürosuna gitti, kimliğini göstererek, ‘ Ben Mele Mustafa Barzani’yim, mazlum bir halkın problemini, Lenin’in halkına ve partisine anlatmaya geldim. Çünkü partinin ilkelerinden biri, mazlum halklara destek vermek ve onları özgürlüklerine kavuşturmaktır’ dedi. Hiç kuşkunuz olmasın, bürodaki yetkili dehşete kapılmıştır. Ve yine hiç kuşkunuz olmasın ki, daha önce bir örneği olmayan bu doğal cesaret, bu gözüpeklik karşısında ne cevap vereceğini bilememiştir” [4].
Barzani’nin de açıklaması bu.
Bir sığınmacı rolü için fazla abartılı görülüyor ama karar sizin.
 
Ve Barzani, Moskova’da bir otele yerleştirilir.
Kruşçev ile yaptığı görüşmede, Moskova’daki yetkililerin Kürt sorununa dikkatini çekmeyi başarmıştır; Moskova’da kalmasına karar verilir.
 
1956’da, Barzani, Ermenistan’da kalan Barzanileri ziyarete gittiğinde, hepsinin konumu çok iyi olduğunu gördü. Bu arada, 1947-1957 geçen on yılda yıllararasında ilk kez Barzani-Talabani buluşması gerçekleşiyordu.
Talabani-Barzani ilişkileri geliştirildi, geliştiridi ama temeli sağlam değilmiş demek ki çünkü aradan on yıl geçecek, Molla Mustafa Talabani için “Araplara satılmış” diyecektir.
Üstüne de komünistlikle suçlayacaktır;
Masum ve mazlum Kürt milletinin hürriyet mücadelesini, kendi aramızda yetişip, Araplar tarafına kaçmış olan Celal Talabani kötü olarak gösteriyor. Çünkü Celal Talabani komünisttir ve Araplar tarafından satın alınmıştır.”[5]
 
Peki, Molla Mustafa Sovyet Rusya’da ne yapmıştı?
Dr. Sıraç Bilgin, Molla Mustafa’nın, 1957 yılında, Sosyalist Blok generallerinin gerilla savaşlarıyla ilgili girdikleri bir imtihanı kazandığını açıklıyor, ancak general rütbesi alıp almadığı yolunda bir bilgi vermiyor.
Dr. Sıraç’a göre, Molla Mustafa, Mahabad Cumhuriyeti’nde görevli iken general rütbesini almıştı;
31 Mart 1946’da, Genç Cumhuriyet(Mahabad) dört lidere general rütbesi verdi. Bunlar, Seyfi Qadı, Amr (Ömer-Emer) Xan Şıkaki, Hama Reşid ve Barzani idi.” [6] 
Mesud Barzani ise bu konuya hiç değinmiyor…
 
Şimdi şu Molla Rusya’da ne yapmıştı, tekrar bir gözden geçirelim:
Molla Mustafa Barzani bini aşkın silahlı peşmergeyle Rusya’ya iltica etmiş ve orada 11 yıl kalmıştı.
Molla Mustafa, Rus generallerinin eğitim gördüğü Gerilla Akademisinde üst düzey eğitim almıştı.

Bin silahlı peşmerge aynı süreçte yeni bir eğitimden geçirilmişti ki bu gerilla eğitimiydi.
Bu bin peşmerge Rusça öğrenmiş ve bekar olanları Rus kadınlarıyla evlenmişti.
Bu bin peşmergenin gençleri Rus okullarına gitmiş, Rus talim ve terbiyesinden geçirilmişti.
Bu bin peşmergenin Rusya’da evlenenlerinin çocukları olmuş ve onlar hepten Rus gibi yetiştirilmişlerdi.

Ve 1958’de, Molla Mustafa Barzani Irak’a geri döndüğünde bu bin peşmergeyi, çocuklarını, eşlerini de beraberinden Irak’a taşımış ve hemen ardından kuzey Irak’ta gerilla savaşı başlatmıştı.
 
Şimdi bugüne gelelim…
Rusya, 1945 sonrası ilk kez silahlı gücüyle Suriye üzerinden Ortadoğu’ya indi.
Rusların Suriye’de neyi var, Irak’ta neyi var?

Şimdi Rusların Suriye’de PYD’si var, Irak’ta da KDP’si var çünkü her iki örgütü(partiyi) kuran, kurduran Ruslardır, Stalin’dir.
Üstüne Rusların, Kuzey Irak’ta uyuyan hücre durumunda 1947-1958 arası yetiştirdiği Rus peşmerge ajanları var.
 
Şimdi Putin, Sovyet Rusya’nın ezeli hedefi olan Akdeniz’de kalıcı üs tesis edebilmek için Suriye kartını hem Esad hem PYD eliyle kullanacaktır.
Şimdi Putin, bu ezeli hedefine ulaşabilmek için, Rus peşmerge ajanları da kullanacaktır.
 
Bu olayın Akdeniz yönü…
Olayın bir de TÜRK boyutu var, şimdi ona bakalım…
1918’te Sovyet Rusya, Bolşevik ihtilali nedeniyle savaştan çekilmiş olduğu için, savaş sonrası Ortadoğu’da söz sahibi olamadı. Onun yerini İngiltere ve Fransa aldı. Bakınız Arabistan, Lübnan, Filistin, Suriye ve Irak’a, bu ülkelerin sınırlarını çizen İngiltere-Fransa’dır.
 
1945’te, Türkiye savaşa girmediği için, Ortadoğu’da İsrail hariç sınırlar değişmediği için, Sovyet Rusya yine Ortadoğu’da söz sahibi olamadı. İngiltere ise ABD-İsrail eliyle gücünü bu bölgede pekiştirdi.

Zaten Stalin neden Kars ve Ardahan’ı istedi ve de Boğazlardan üs istedi; Birinci Dünya Harbinde elde edemediklerini elde etmek için!
İşte Molla Mustafa’nın önce Mahabad Kürt devletinin kurulmasında piyon olarak kullanılması ve ardından Rusya’da çağrılması, bin silahlı peşmergesiyle Rusya’ya alınması, yetiştirilmesi hep bu Sovyet Rusya’nın Ortadoğu’ya açılmak emelinin bir adım taşları olmuştur.
 
Şimdi asıl TÜRK’e karşı tertiplenen oyuna gelelim…

Hem Esad hem de PYDKDP ve Rus ajanı peşmergeler eliyle Akdeniz’de kalıcı bir askeri üssü neredeyse garanti etmiş olan Putin’in asıl derdi başka; Putin, şu anda hakimiyet ve kontrolü altında tuttuğu Hazar Gölü etrafındaki Türk Devletlerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile arasındaki kültürel, tarihsel, ve coğrafik bağı kesme derdinde!
Asya ile Anadolu arasına kondurulacak ve Kürt kılığına girmiş bir Ermeni devleti Putin’in asıl hedefidir!
 
ABD-AB-İsrail için de BOP projesi kapsamında olan bu devlet,  hepsinin müşterek arzı ve hedefidir!

Yani?
Yani Türkiye fiilen ABD-Rusya kıskacına alınmıştır.
Bu kıskaçtan kurtulmanın yolu, kendi vatan topraklarında ülkesi ve milletiyle birlik ve bütünlüğünü sağlamış,  cumhuriyetin temel değerleri üzerinde refah ve huzurunu yükseltmiş ve tüm gücünü de bu küresel aktörelere karşı hamlelere hazırlamış olan bir Türkiye’den geçer!
 
Erdal Sarızeybek


[1] Barzani, s. 226.
[2] Barzani, s. 226.
[3]Dr. M. Sıraç Bilgin, “Barzani”, s. 121, DO Yayınları, 2006.
[4] A.g.e.s. 241.
[5] Hulusi Turgut, Barzani Dosyası, İstanbul, 1969.
[6] Sıraç Bilgin, Barzani s. 86.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ