Manisa.. ‘Bir Devrin Sonu’

Arınç Vakası Neydi..
Bülent Arınç, ajanslara röportaj vererek annesinin evinin arandığını söylüyordu..
Bu durumdan da dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’u itham ediyordu.
Mesele şuydu: 2003 yılında Manisa İl Jandarma Komutanlığı Spil Dağında izinsiz faaliyet gösteren bir dini eğitim merkezinde, Savcılık Makamı talimatıyla arama yapmış…
Elde edilen dokumanlar içinde, Manisa merkezde bir evin adresi bulunmuştu.
Bu ev Bülent Arınç’ın annesine ait bir evdi.
Jandarma, arama yapmak için adli makamlardan izin almış ancak evin Arınç’la ilgisi ortaya çıkınca aramaya izin verilmemişti.
Bütün mesele buydu.
Bi dönem gündem olan bu konu zamanla unutulup gitmişti ama..
Aslında bu olay önemlidir ve üzerinde durulmalıdır.
Arınç annesinin evi üzerinden medyanın gündemine taşınan bu olay gerçekten çok önemli bir olaydır.
Şimdi biz anlatalım…
Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik sosyal bir hukuk devletidir. Devletin laik yapısı anayasal güvence altındadır. Din ve inanç özgürlüğü kapsamında din eğitimin nasıl ve ne şekilde verileceği yasalarla belirlenmiştir ve hiç kimse bu yasaların üstünde değildir.
Bu çerçeveden olaya bakıldığında, Spil Dağı’nda yapılan aramada ele geçirilen belgeler illegal bir yapının, devletin anayasal düzenini ‘silahsız ama örgütlü’ olarak değiştirmek maksadıyla yurt içi ve dışında teşkilatlandığını açıkça gösteriyordu.
Buradaki mesele dini eğitim meselesi vermek de değildi.
Buradaki mesele dindar olduğuna sık sık vurgu yapan Arınç adlı TBMM Başkanı olan bir kişinin sırf dindar olduğu için üzerine gitmek meselesi de değildi.
Buradaki can alıcı nokta halkımızın kutsal din duygularının istismar edilerek siyasete alet edilmesi ve bu yolla cumhuriyet rejiminin değiştirilmeye çalışılması meselesiydi.
Bu Arınç olayı gerçekten çok önemli bir olaydı, çünkü soruşturmaya konu olan bu silahsız örgüt din kisvesi altında Türkiye’nin tüm illeri ve birçok ilçelerinde teşkilatlanmıştı.
Haliliye Vakfı, Hilaliye Vakfı gibi çeşitli isimler altında ve çoğu dernek ve vakıf şeklinde örgütlendiği ortaya çıkmıştı.
Savcılığa intikal eden belgelerde hepsinin adresleri, sorumlu kişileri, telefonları, eğiticileri tek tek belliydi. Eğiticileri arasında Mısır’dan dahi görevlendirilmiş öğretmenler vardı.
Arınç evi hikayesi bir kenara bırakılıp savcılıklarca bu yapı üzerine gidilmesi gerekirdi ama olmadı, gidilmedi. Ankara merkezli bir soruşturma ekibi kurulup tek elden soruşturmanın yürütülmesi gerekirdi ama bu da yapılmadı.
Sonuç olarak..
Burada sorgulanması gereken, bir dönemin Meclis Başkanı’nın annesine ait evde ne gibi bir eğitim yapıldığının ve bu evin yurt içi ve dışı şubelerle ve de Hilaliye Vakfı arasındaki bağlantısının ne olduğudur.
Sayın Arınç, Türk milletine karşı olan sorumluluğu çerçevesinde bu sorulara cevap vermelidir.
Bu süreç karanlık bir süreçtir, mutlak aydınlatılmalıdır.
Erdal Sarızeybek
Araştırmacı Yazar



