Bilgi

32 Yıl Önce.. ‘Uğur Mumcu’

Uğur Mumcu Halepçe katliamı(1988) başlayan süreçte Ortadoğu’yu, ABD, AB ve İsrail’i yakın takibe almıştı, hep bu konuları araştırıyor ve yazıyordu.

Uğur Mumcu’nun hedeflerinden biri Çekiç Güç’tü;

‘Çekiç Güç’ün amacı, Federe Kürt Devleti’nin kurulması ve kurulan bu devletin Batı askeri gücüyle korunmasıdır. Bu sonuç, Kürtler açısından Kürtlere özerklik veren 1920 Sevr Antlaşması’nın 64’ncü maddesinin gerçekleşmesidir… Ve Türkiye, Ortadoğu’nun karanlık ve dipsiz kuyularına Talabani’nin ipiyle iniyor; Talabani ve Barzani’ye devlet kurdurmak için oluşan Çekiç Güç’e destek veriyor,’[1] derken…

Uğur Mumcu çözümü içimizde arıyordu, dışarıda değil;

Kürt sorunu, ülke topraklarından parçalar kopararak değil, din ve mezhep ayrımlarını silahlı çatışmalarla körüklemekle değil, ABD ve CIA destekli Kürtçülükle değil, Edirne’den Ardahan’a, Ağrı’dan İzmir’e, Diyarbakır’dan Antalya’ya kadar her yerde ‘insan haklarına saygıyla’ çözümlenir. Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Türk’e, Alevi’yi Sünni’ye düşman eden bu emperyalist siyasetin Türkiye’ye neler getireceğini görmemek için kör ve sağır olmak gerekir. Ya da ‘gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde’ olmak!’[2]

X X X

Uğur Mumcu, sorunun köklerini de dışarıda görüyordu, içeride değil;

-“Kim destekliyor PKK’yı?

 -PKK örgütünün genel karargâhı, ‘’Bekaa Vadisi’ndeki kamplardır. Kuzey İran’da da PKK kamplarına rastlandığı ileri sürülüyor. Abdullah Öcalan’ın, ayrıca Suriye’nin başkenti Şam’da bir evi bulunuyor.

PKK, Avrupa’nın birçok ülkesinde de örgütlenmiş durumdadır. Örneğin PKK’nın Almanya’daki yayın organları ‘Berxwedan’ ve ‘Serxvedun’ adlı gazeteler de Bonn ve Köln’de yayınlanmaktadır. Alman terör örgütü ‘Baader–Meinhoff’ çetelerinin Türkiye’de örgütlenmesine izin verilse, acaba Alman hükümeti ne düşünürdü?

PKK, bir terör örgütüdür ve bu terör örgütü NATO ülkelerinin başkentlerinde ve büyük kentlerde kolayca örgütlenme ve çalışma olanağı bulmaktadır. Bunlar, bütün dünyanın gözü önündeki açık desteklerdir.

PKK eylemleri 15 Ağustos 1984 günü başladı. Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e; Ermeni’yi Türk’e, Türk’ü Ermeni’ye; Alevi’yi Sünni’ye, Sünni’yi Alevi’ye düşman eden, emperyalizm ve emperyalizmin Ortadoğu’daki çıkarlarıdır. Dün öyleydi, bugün de öyle.’’[3]

X X X

Uğur Mumcu, öldürülmeden birkaç gün önce İsrail-Mossad-Barzani ilişkilerine ulaşmış, bu kirliği yumağı çözmeye başlamıştı;

Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişki Mossad-Barzani ilişkisidir. Mossad, İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür’.

X X X

Abisi Ceyhan Mumcu’yu Show TV televizyonu Siyaset Meydanı programında görmüştüm; Uğur Mumcu cinayeti hakkında şunları söylüyordu;

‘Uğur’un ölümünden önceki son altı ay içinde yazmış olduğu tüm yazıları araştırdım. Yazdığı makale ve yazıların %75’i, ABD’nin Irak kuzeyinde kurmayı planladığı Kürt devleti projesine ait olduğunu gördüm. Uğur, ABD’nin Irak projesi, Barzani ve Talabani’nin faaliyetlerine dikkatleri çekmeye çalışmış. Uğur’un ölümünde radikal dini gurupları aramak ve İran’ın bu işin arkasında olduğu söylemek doğru değildir. ABD’nin Kürt devleti projesine bakmak lazım’.

X X X

TBMM Araştırma Komisyonu, Uğur Mumcu suikastını şöyle anlatıyor;

‘24 Ocak 1993 günü saat 13.30 sıralarında, Ankara İli Çankaya İlçesi Gaziosmanpaşa Karlı Sokak No: 63 önünde park halinde iken, önceden yerleştirilmiş patlayıcı maddenin infilakı sonucu parçalanan 06 YR 245 plakalı otomobil içerisinde sahibi Gazeteci Yazar Uğur Mumcu hayatını kaybetmiştir’[4].

X X X

Uğur Mumcu’yu, Uğur Mumcu Araştırma Vakfı şöyle tanıtıyor;

‘22 Ağustos 1942’de, babasının görevi nedeniyle bulundukları Kırşehir’de doğdu.

Ulus’ta Devrim İlkokulu’nda başladığı ilköğrenimi Bahçelievler Ulubatlı Hasan İlkokulu’na tamamladı.

Cumhuriyet Ortaokulu ve Deneme Lisesi’ni bitirdikten sonra, Ankara Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1965’te Fakülte’yi bitirdi.

Bir süre avukatlık yaptı. Sonra dil öğrenmek için İngiltere’ye gitti. Dönüşünde Hukuk Fakültesinin İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta’nın asistanı oldu.

12 Mart’ın aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payını aldı; askerliğini yapmak için hazırlanırken tutuklandı, sonrasında Sakıncalı Piyade sayıldı.

Askerlik dönüşü gazetecilikte karar kıldı, üniversiteden ayrıldı.

Yön, Kim, Devrim, Türk Solu, Ortam, Akşam, Milliyet ve Yeni Ortam’dan sonra uzun süre Cumhuriyet’te yazıları uzun süre yayınlandı. Ölümünden önce 25; ölümünden sonra yazılarının toplandığı 40’ı aşkın kitabı yayımlandı.

Atatürkçü, laik, cumhuriyetçi, demokrat bir Türkiye’nin yılmaz savunucusu; devrimci, hep emekten yana olan, hep araştıran ve sorgulayan gazeteci Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 günü otomobiline konan bir bomba ile inandığı değerler uğruna öldürüldü.

X X X

Uğur Mumcu..

Çok iyi bir araştırmacıydı; siyaset-ticaret-tarikat ilişkilerini açığa çıkarmış, terör ve kaçakçılığın ardındaki karanlığı aydınlatmıştı.

Adına alışageldik Kürt isyanları denilen olayların ardında yönetici ve yönlendirici olarak yer alan Halid-i Nakşibendi Tarikatı’nın bilinmeyenlerini bize duyurdu.

Yapmış olduğu araştırmalar ve tespitler hala güncelliğini koruyor, hala kitapları ilk günkü gibi okunuyor ve günümüz araştırmacıları onun işaret ettiği izlerden yola çıkarak bugün yaşanılan sorunun tarihsel köklerini araştırabiliyor.

X X X

Uğur Mumcu..

Ender bir araştırmacıydı; ABD’nin Ortadoğu’da oynadığı oyunu, özellikle 1’nci Körfez Savaşında Çekiç Güç’ün üstlenmiş olduğu misyonu daha işin başında tespit etmiş, hem yetkilileri hem de kamuoyunu uyarmıştı.

Cesurdu; gözlerin apaçık gördüğü bu oyunlar karşısında bugün dahi pek çok aydın sessiz kalmayı yeğlerken, Uğur Mumcu o yıllarda yüksek sesle konuşuyor ve yazıyordu.

Bugün ekranlarda dile getirilmeyen siyaset-tarikat-terör-ticaret ilişkilerini ve küresel oyunları daha o yıllarda söylemekten hiç çekinmedi.

Kararlıydı; günümüzün aydınları ‘ben Atatürkçüyüm’ demekten dahi çekinirken, Atatürk ilke ve devrimlerinden o asla vazgeçmemiş, hep savunmuştu; bugün geride bıraktığı eserler tespitlerimizin tartışılmaz kanıtlarıdır.

X X X

Uğur Mumcu yüzyıllık Kürt dosyasını açmış, Türk yurdu ve ulusuna yönelik tehditlerin iç ve dış kaynaklarını açığa çıkarmış ve Mustafa Kemal’in 1927’de Nutuk’ta bize duyurduğu Büyük Suikast’ın yeni çehresini görmüştü.

Yaşasaydı, bu kitapta açığa çıkan gerçekleri yirmi yıl önce okumuş olacaktınız.

Son kitabının adı Kürt Dosyası idi ama tamamlamaya ömrü yetmedi.

24 Ocak 1993’te, uğradığı bir suikast sonucu öldürüldü…

X X X

Önce Uğur Mumcu ardından Eşref Bitlis..

Şubat 93’te, bir uçak kazası(!) sonucu Orgeneral Eşref Bitlis aramızdan ebediyen ayrıldı.

 Mart 93’te, Özal Yönetimi PKK örgütü ile sözde ateşkes yaptı ve Eşref Paşa’nın yarım kalmış harekatından vazgeçildi.

Yine Mart 93’te, Binbaşı Cem Ersever istifa etti, ardından öldürüldü.

Nisan 93’te, bu kez Özal vefat etti.

Mayıs 93’te, PKK örgütü Bingöl karayolunu kesip 33 askerimizi şehit etti.

Temmuz 93’te, bir yanda Madımak öte yanda Başbağlar’da katliamlar yaşandı…

X X X

Bu noktada, iki cinayet(Mumcu ve Ersever), iki ölüm(Bitlis ve Özal), iki katliam(Madımak ve Başbağlar, bir ateşkes(Mart 93) ve bir pusu(Bingöl) olayları arasındaki bağlar ortaya çıkarılmadan, bugün neler oluyor, sorusunun bir cevap bulabilmesi mümkün değildir.

Öte yanda..

 Uğur Mumcu, Eşref Bitlis ve Cem Ersever’in ölümleri aynı siyasi ve askeri eksende yan yana getirilmez ise, gerçeğe ulaşabilmek yine mümkün değildir.

Aynı şekilde..

 Mart 93 Ateşkesi ve Bingöl pususu; İsrail’in 1982’de ortaya koyduğu Ortadoğu stratejisi ile Madımak ve Başbağlar olayları da aynı eksende yan yana getirilmeden, aralarındaki ilişkilerin açığa çıkarılması ve bir sonuca ulaşılabilmesi mümkün olamayacaktır.

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı Yazar

Kaynak: Büyük Suikast/Kürt Gerçeğinde Bilmediklerimiz


[1] Mumcu, ‘Türk Memet Nöbete’, s. 249.

[2] Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 1 Nisan 1991.

[3] Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 12 Ağustos 1992.

[4] Uğur Mumcu Cinayeti, TBMM Araştırma Komisyonu Raporu, s. 58, UM: AG Yayınları, 2007.

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu