Düğüm.. ‘Irak Kuzeyi’

İşte bugün ABD/İsrail İran’a saldırıyor, dün Irak’a önce de Suriye’ye saldırmışlardı.
Bugün dünya İran’a ne zaman ve nereden karara harekatı yapılacak diye soruyor, her şey akla geliyor ama Irak kuzeyi gelmiyor, Barzani gelmiyor.
Barzaniler kim?
Mesud Barzani, Barzan’da doğup büyüdüğünü söylüyor..
Bakalım bu Barzan, nasıl bir Barzan:
“Bu kaza ve çevresinde Barzan, Zibar, Beçil ve Fakih Abdurrahman aşiretleri ayrı ayrı yerleşim birimlerinde yaşamakta ve çoğu kez de birbirleriyle “aşiret kavgası” yapmaktaydılar. Bu nedenle Osmanlı yönetimi bölgede güçlü askerî karakollar kurmuş ve önemli miktarda güç bulundurmak zorunda kalmıştı.
Aslında bu aşiretler çok büyük aşiretler değildi. Meşhur Kürt tarihçilerinden Mehmed Emin Zeki, “1931’de Barzan aşiretinin 2750 hane olduğunu, yerleşik hayata geçip bağcılık, tütüncülük ve hayvancılıkla uğraştıklarını” yazar.[1]
Demek ki bir Barzan varmış…
Peki, Bu Barzan Yahudi mi yoksa Kürt yerleşim yeri miydi?
Bu soruya bulunacak cevap önemli çünkü, bu cevabın ışığında Mesud Barzani’nin Kürdistan siyaseti ile İsrail’in Ortadoğu Projesi arasında bir bağ belki kurulabilir…
///
Barzan kelimesinin etimolojisinden yola çıkarak, etnik kimliğine anlam kazandırmaya çalışan, bir Ermeni köyü olduğu vurgusunu yapan araştırmacılar var.
Buna göre, Barzan; Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların iç içe yaşadığı çok eski bir Ermeni Köyü. Efsane ve mitlerin kökeni üzerine araştırma yapan İngiliz Jacop Bryant Barzan kelimesinin kökenini antik çağlarda yaşamış Ermeni Kralı Barsnaes’e dayandırıyor.
Bu araştırmaya göre “Bar” kelimesi memleket anlamında, “San” ise hem güneş hem de asalet ve şan anlamında tanımlanıyor. Barzan bölgesinde geçmişte Ermenilerin de yaşamış olduğu dikkate alınarak, Barsan kelimesinin “Ateş Tapınağı” anlamına geldiği ileri sürülüyor.
Başka bir araştırmaya göre ise Barsan kelimesi Farsça “ateş” anlamına gelen Barzan ya da Berzin kelimelerinden türetilmiş olduğu anlatılıyor[2].
Rivayet çok…
///
Ermeni ve Fars tezi bir yana, Barzan’ın bir Kürt köyü olduğunu belirten araştırmacılar da yine Barzan kelimesinin etimolojisinden yola çıkmış, ama bu kez farklı bir sonuca ulaşmışlar..
Şöyle ki:
“Barzan Aşireti, adını aşiretin merkezi olan Barzan köyünden alır. Encyclopedia of İranica’ya göre Barzan adı, Kürtçenin de mensup olduğu kuzeybatı İrani dilerde ‘Mahalle’ anlamını taşımaktadır. Kökeni avestadaki varəzāna kelimesine dayanan “Barzan”, eski Hintçedeki karşıtı vṛjána( Cemaat)´dır. Modern Kürtçede bu kelimenin yerini “Tax” almıştır. Şîrvanî, Dolamerî, Mizorî, Berojî, Nizarî, Gerdî, Herkî ve Binecî aşiretlerin toplamına biz Barzan diyoruz. Barzan bir üst çatı adıdır ve bu aşiretlerden oluşmuştur[3].
Ama bu doğru değil…
Bu araştırmaya göre bölgedeki neredeyse tüm aşiretler Barzan çatısı altında gösterilmiş. Üstelik Barzaniler de neredeyse tüm bu aşiretlerin lideri konumuna yükseltilmiş ama doğru değil.
Doğru değil çünkü bu aşiretler içerisinde sayılan Gerdi ve Herki aşiretleri bölgede öylesine güçlü aşiretlerdir ki Barzan çatısına sığamaz. Bu iki aşiret öyle güçlü aşiretlerdir ki, bir ucu Şemdinli Konur Vadisi’ne açılır, diğer ucu Derecik havalisine hiç sığmaz.
Günümüzde Barzan, çok büyük bir aşiret gibi gösteriliyor..
Oysa gerçekte adı var, sanı yoktur ve Bu Barzan’a atfedilen bu büyük ün, gerçekte büyük oluşundan gelmiyor. Bu; aşiretlerin Barzan çatısı altında olduğundan değil, ABD-AB-İsrail siyasetinin çıkarları gereği Barzani’ye gösterilen ilgiden, bir de Barzan Cemaati’nden geliyor.
Belki şaşırtıcı olacak ama gerçek şu; Barzan, çok eski bir Halid-i Nakşibendi üssü…
///
Bazı araştırmacılar ise “iki Barzan”dan bahsediyor; Yahudi Barzan, Kürt Barzan.
Yahudi Barzani’nin ortaya çıkışı 16 ve 17’nci yüzyılda, ki aynı zamanda Barzan coğrafyasındaki beylerin en güçlü olduğu dönem.
Kürt Barzan’ın ise, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde ortaya çıktığı anlatılıyor, ki Barzan beylerinin yıkılıp yerini Halid-i Nakşibendi şeyhlerine terk ettiği dönem.
Ve bu dönem ardı ardına Sevr paylaşması, isyanlar, cumhuriyetin ilk yıllarına eşzamanlı geliyor.
Yahudi-Kürt Barzan’ın ortak noktası, her ikisinin de aynı coğrafyada yer almasıdır; her ikisi de Osmanlı’nın Musul vilayeti sınırları içindedir. Ve her ikisi de aynı coğrafi yerden adını alıyor; Barzan!
Bu durumda karşımıza iki Barzan çıkıyor: Eski ve yeni Barzan; isimleri aynı, coğrafyaları aynı ama yaşamış oldukları devirler farklı olan iki köy ve köylü.
Eski Barzan, Yahudi olarak tanımlanıyor, şöyle ki;
“Kürt Yahudileri ile, Kürt dilini ve kültürünü benimsemiş, tarih boyunca Kürdistan olarak tabir edilen Kuzey Irak ve Mezapotamya bölgesi sınırları içerisinde var olmuş, daha sonraki yüzyıllarda İslam dinine geçmiş ve İsrail kurulduktan sonraki süreçte Kuzey Irak’tan İsrail’e göç eden Yahudiler kastedilmektedir.
Kürt Yahudileri, kökenleri itibariyle Kürt değil, İsrailoğullarının (İbrani) kavmindendirler. İslam’a görünürde geçmiş, Kürt görünümlü Yahudiler bugün İsrail’de ve Türkiye’de varlıklarını sürdürmektedirler. Sonradan Yahudi dinine giren Kürtler olmuş mudur, bu konu araştırılmalıdır. Günümüzde bazı araştırmacılar genetik açıdan bazı benzerlikler bulunduğu için Kürtlerle Yahudilerin akraba olabileceği tezleri ortaya attılar.”[4]
///
Yeni Barzan ise, bir Kürt Halid-i Nakşibendi dini cemaati olarak öne çıkıyor.
Mesud Barzani’nin anlatımları bir yana, tarihçi Ahmet Uçar da Barzan’ın nasıl bir dini cemaate dönüştüğünü şöyle anlatıyor:
“Barzan Köyü’nün ne zaman kurulduğunu kesin olarak bilmesek de bu köyün kurulmasında ve gelişmesinde Barzani Ailesi’nin rolünü biliyoruz. Bu aileden bilinen ve Barzan Kalesi’ni yapan ilk lider, Mesud’dur.
Büyük Zap ırmağının sol kıyısında kurulan bu köye, başka bir yerden damat olarak gelen Mesud, oğlu Said’i bölgedeki meşhur medreselerde okuttu.
Said’den sonra oğlu Mesud da benzer bir eğitimden geçti. Özellikle onun oğlu Taceddin, tasavvufa ilgi duyarak Barzan Köyü’nde bir tekke kurdu. Bu yıllarda bölgede Kadirîlik ve Nakşîlik önem kazanmıştı. Bölgede Nakşibendîliğin ilk yayıcısı Mevlana Halid-i Bağdadî’dir (1777-1837) [5]”.
Burada bir nokta koyalım.
Bir bütün olarak tüm bu araştırma ve incelemelerin sonuçlarına tek bir tablo içinde gözatıldığında, ulaşılan sonuç açık görülüyor; ayrılıkçı Kürt hareketinin merkez üssü gibi yaratılan algı bir yana, bugün Türkiye, hemen yanıbaşında bulunan ve kendi siyasi hayatını ve güvenliğini doğrudan etkileyen iki Barzan’la karşı karşıyadır: Yahudi Barzan ve Cemaat Barzan.
Her ikisi üzerinde durulmalı.
Özellikle de bu iki farklı Barzan’ın özünde, “Yahudi Cemaat” şekliyle “Tek Barzan” olup olmadığı artık düşünülmeli…
///
Şimdi biraz geriye gidelim..
Şah ile Sultan Çaldıran’da savaştığında, bölgedeki aşiretler Sultan’ın yanında yer aldı.
İdris-i Bitlisi üzerinden ödüllendirildiler, bölgede en güçlü beylikleri kurdular: Baban-Bedirhan-Soran.
Burası Hakkari üçgenidir, İran-Irak sınırlarının Türkiye ile birleştiği yerdir.
Aynı coğrafyadan devam edelim..
Yeniçeri ocağı üzerinden Bektaşi tekkeleri kapatıldığında, aynı bölgede Halidi tekkelerini kurdular, en güçlüsü üç şeyh idi; Şeyh Halid-Şeyh Barzani-Şeyh Taha.
Burası da Hakkari üçgenidir, İran-Irak sınırlarının Türkiye ile birleştiği yerdir; Şeyh Halid Baban, Şeyh Barzani Soran, Şeyh Taha da Cizre Emiri Bedirhan’a denk gelir.
1846’da beylikler kaldırıldığında işte bu şeyhler aynı bölgenin hakimi olur.
Osmanlı’ya ilk isyan eden beyler bunlar, ilk isyan eden şeyhler de bunlardır.
///
Gel zaman git zaman, vekalet savaşları dünya düzeninde yer alır, ülkeler savaşmaz ama terör örgütleri onların adına iş görmeye başlar..
Bakın şimdi terör örgütü PKK’nın ilk saldırdığı yer: Şemdinli-Eruh yani Bedirhan-Taha bölgesi..
Bakın bu örgütün üs açtığı yer: Kandil, Hakurk, Basyan Avaşin Zap yani Baban/Şeyh Talabani, Soran/Şeyh Barzani bölgesi..
Bakın şimdi Türkiye’de geçici üs bölgelerine: Zagros, Mezargediği, Balkayalar, İki Yaka Dağları/Çarçele yani Bedirhan/Şeyh Taha bölgesi..
İşin sırrı burada yatıyor, Hakkari üçgeni, Irak kuzeyi bölgesi birleşiyor.
Neden?
Nedeni de bu coğrafyada yatıyor; Babil sürgünleri bölgesi yani İsrail.
İşte bugün ABD/İsrail İran’a saldırıyor, dün Irak’a önce de Suriye’ye saldırmışlardı.
Bugün dünya İran’a ne zaman ve nereden karara harekatı yapılacak diye soruyor, her şey akla geliyor ama Irak kuzeyi gelmiyor, Barzani gelmiyor.
ABD’nin ne yapacağını bilmek zor ama karar ne olursa olsun Irak kuzeyinin coğrafya olarak, Barzanilerin de kişilik olarak İran’a karşı aynı yerde konumlanacağından hiç kuşku yok, çünkü tarih böyle söylüyor.
Bu bir emperyalist oyundur. Uğur Mumcu çıkış yolumuzu söylüyor:
“Emperyalisti yenecek güç ulusal birlikten geçer. Bu oyunları tek tek aydınlığa çıkaracak ve ulusça üstesinden geleceğiz. Yeter ki, “tam bağımsızlık” ruhunu ve bilincini yeniden diriltelim ve “Kuvvayı Milliye türküleri”nde ulusça bir araya gelelim”.
[1] Ahmet Uçar, “Barzaniler”, Osmanlı Araştırmalar Vakfı, Tarih ve Düşünce Dergisi, Aralık 2002.
[2] Mesud Barzani, “Barzani ve Ulusal Kürt Hareketi”, s. 30.
[3] Nevzat Çiçek, araştırmacı-gazeteci, 03.11.2011 tarihli web kişisel sayfası; barzani-ailesi-tarihi/11383832
[4] Salim Meriç, makale, “Kürt Yahudileri ve Barzani”, Oda Tv, 24.10.2010
[5] Ahmet Uçar, Barzaniler, Tarih ve Düşünce Dergisi, Aralık 2002.



