Bilgi

HDP Sorunu ‘Nedir’

Bugün 25 Mart 2024..

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Tokat mitinginde açıklamalarda bulundu.

DEM Parti’ye ilişkin konuşan Erdoğan, “Bu parti Ankara’daki genel merkezinden değil İstanbul’daki sapkın ideolojik yapılar ile Kandil’deki terör baronları tarafından yönetilmektedir’ dedi.

İyi de..

DEM’in bir vekili şu an Gazi Meclis’in Başkanvekili, nasıl oluyor bu iş?

Madem terör baronları tarafından yönetilen örgütsel bir yapı, 2024 yerel seçimlerinde adayları AKP ile yarışıyor, ne iş bu iş diye sormayacak mıyız?

Şimdi işin özüne gelelim..

Bu siyasetin her seçimde, terörle mücadele üzerinden kullandığı en önemli araçlardan biri de  bugün adı HDP olan, ama dün HEP, DEP şeklinde yürümüş, siyasi yapılardır.

Oysaki bu yapılar, her dönemde, hem bu siyasetin çözüm ortağı hem de zamanı geldiğinde seçimleri manipüle etmek için kullandığı bir araçtır.

Terörün bitmeyişinin ardında yatan bir neden de budur.

PKK terör örgütü bitmeden, HDP bitmiyor. HDP bitmeden de PKK bitmiyor. Bu zincirleme giden bir reaksiyon. Bu tıpkı Şeyh Halid’in halifeleri olmadan tarikat olmuyor, tarikat olunca da halifeler hiç bitmiyor işine benzer.

Bu durum, bu siyasete çok geniş bir manevra alanı açıyor.

Bu da topluma algı operasyonu olarak dönüyor, seçimleri manipüle edebiliyor.

Şimdi de kapatma davasında karar çıkmak üzere, belki de siz bu satırları okurken çıkmış da olabilir. Seyredin şimdi siz, ‘bu daha işin başı, daha neler olacak neler’.

 Öte yanda..

PKK terör örgütüne çatı dava açılmamış olduğu için, karar ne yönde olursa olsun HDP(DEM) yine siyaseten karlı çıkacak. Aynı zamanda bu siyasete dolaylı yoldan güç kazandıracak.

 Baksanıza teröre karşı mücadele üzerinden yapılan 2015 seçim manipülasyonunda, bu siyaset karlı çıktı, iktidar oldu. HDP karlı çıktı, bu siyaset üzerinden – Soylu’nun verdiği rakamlara göre- 17 bin kişi dağa yollandı, PKK da güç kazandı. 

Yani nereden bakarsanız bakın, bu HDP tezgahı siyasi açıdan manipülasyona açık bir konudur.

İşte Garo Paylan Vakası..

Tam seçime gidilirken, bir bakıyorsunuz sözde soykırımın destekleyen bir kanun teklifi veriliyor. Soruyorlar kendisine, ‘ben daha önce de vermiştim’ diyor ve neden tepki gösterildiğini de anlayamadım, diyor.

Bu siyaset böyle oynuyor işte.

Bu işin siyasi yönü. Bir de işin özü var. Bizim de o kanun teklifini verenlere bir çift sözümüz var.

Şimdi..

Kürtlerin savunucusuyum diyerek her gece ekranlara çıkıp bize demokrasi dersi vereceksin, sonra Gazi Meclisimize gidip, sözde soykırım kanun teklifiyle Taşnakçı olacaksın, yok öyle bir şey!

Ermenilerin Ruslarla iş birliği yapıp Osmanlı’yı nasıl sırtından vurmuş olduğunu gizleyip, Türk Milletine yapılmış olan mezalimi görmeyen bir zihniyetin Kürt kardeşlerimizin savunucusu olması mümkün değildir.

Zaten kuruluşundan bu yana bu HDP türevlerinin izlediği siyasete bir bakınız, BOP projesiyle bire bir aynıdır.

İsrail projesiyle de atbaşıdır, tıpkı bu siyasetin izlediği yol gibi.

Dolayısıyla hem BOP’çu olacaksın hem de Kürt kardeşlerimizin haklarını savunacaksın, bu mümkün değil.

Çünkü BOP bir Siyonist Taşnak projesidir.

Bu noktada sorun Kürt değil, Ermeni sorunudur.

Her şeyin tüm çıplaklığıyla açığa çıktığı bu küresel tezgahta Kürt kardeşlerimizin hiçbir işi olamaz, çünkü tıpkısının aynısı olan Sevr işgal projesini biz birlikte, omuz omuza savaşarak yok ettik.

Dolayısıyla bugün memlekette demokrasi var.

Artık hiç kimsenin Kürt kimliği arkasına saklanmasının gereği yoktur. ‘Kürt sorunu vardır’ diyerek toplumun karşısına dikilenlerin, PKK’nın Ermeni Taşnak çetesiyle yaptığı kirli ittifak ortada durur iken, artık kendilerini gizleme gereği de yoktur.

Dediğim gibi memlekette demokrasi var.

Vatandaşlık bağı ile bu devlete bağlı olan herkes -hiçbir ayrım gözetilmeksizin- Anayasa’nın teminat altına aldığı hak ve özgürlükler çerçevesinde fikir ve düşüncelerini açıklayabilir.

Tek şart; bu haklarının kullanılması hiçbir hal ve koşulda Türk Milleti’nin aleyhinde bir sonuca yol açamaz, buna da izin verilemez.

Bakınız daha yeni bir konu açmadım, hep terör ve teröre karşı mücadele üzerinden gidiyorum. Çünkü bu siyaset ekonomik krize gerekçe olarak da bunu gösteriyor.

İşine geldiğinde terör, işine geldiğinde terörist diyerek hem iç politikada hem de küresel arenada kıvrak manevra yapabilen bu siyaset, karşımıza dolaylı yoldan hep Kürt kardeşlerimizi çıkarıyor.

Siz sorunun aslında ne olduğunu anlamaya dahi fırsat bulamadan çözüm diyerek karşınıza dikiliyorlar, aleyhinize olan ne varsa yapabiliyorlar.

 Bunu Özal da yapmıştı, 1993’te, örgüt tam bitme noktasında iken ‘barış kardeşlik, çözüm’ diyerek sözde ateşkes yapılmış, bizi bugünlere sürükleyen ilk adım böyle atılmıştı.

Ardından Erdoğan, zemin ve zamanı uygun bulduğunda ‘akan kanlar dursun, artık şehit gelmesin’ söylemleriyle ikinci adımı atmış, ne acıdır ki bizler için, bir yanda hem 732 şehit verirken öte yanda örgüt, tarihinde hiç görmediği bir katılım ve halk desteği bulmuştu.

Yoksa siz ‘bu PKK nasıl HDP’ oldu diye hala düşünüyor musunuz?

Bugün sorun diyerek karşımıza çıkardıkları mesele, 1514 Çaldıran savaşıyla başlayıp günümüze devam bir sürecin sonuçlarıdır; toprak ağalığı, din ağalığı, feodal sosyal yapı, bunların üzerine binmiş cehalet ve yoksulluk.

Oysaki Cumhuriyet kurulduğunda biz bu sorunları çözmeye başlamıştık.

Ağa, bey, şeyh, şıh kaldırılmış, toprak reformuna başlanmış, okullar, fabrikalar açmıştık. Neden yarıda bırakıldı, bir düşünün…

Bakın şimdi doğuya ne görüyorsunuz?

 Okulları kapattılar, dağ taş tekke, tarikat imamları bir yanda, aşiret ağaları öte yanda, halk ise Şanlıurfa’da söylendiği gibi maraba! Cumhuriyet bu muydu?

Bu muydu demokrasi insan hakları, temel hak ve özgürlükler?

 Şimdi, uzun yıllar önce rotası sapmış bu gemi, çıkış aldığı rotaya çevrilemez mi?

Eğer ki ülkemizde siyaset, terörle mücadele sorumluluğunu üstlenir de asker, polis ve korucularımız üzerinden bu ağır yük kaldırılabilirse, bu gemiyi rotasına çevirmek hiç düşünülmediği kadar kolay olacaktır. 

Çünkü siyaset bu sorumluluğu üzerine alırsa, kahraman asker, polis ve korucularımız giden teröristle mücadele hem rayına oturacak hem de ülkemize hedef almış küresel projeler siyaset üzerinden kendine uygulama alanı bulamayacaktır.

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı Yazar

Kitap:

Kod 2023 Son Tezgah

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu