MHP.. ‘Komisyon Raporu’

Ajanslar..

MHP’nin Komisyon Raporunu tam sayfa duyurmuş..

Bu raporu okudum, dikkat çekici yerleri alıntılayıp üzerine büyük harfle ne anladığımı yazdım.

(-) işareti başlayan her cümle bu rapordan bire bir alıntıdır.

***

TERÖRE KARŞI MÜCADELE BİR BEKA MESELESİDİR, TÜRK ULUSAL BİRLİĞİ VE BÜTÜNLÜĞÜ TARTIŞMA KONUSU YAPILAMAZ

(-)  Modern Türkiye’de terörle mücadele yalnızca güncel bir güvenlik politikası değil; devletin devamlılığını, toprak bütünlüğünü ve anayasal kimliğini koruma iradesinin kurumsal ifadesidir.

(-)  Beka kavramının anayasal temelleri, 1982 Anayasası’nın ilk dört maddesinde açık biçimde tanımlanmıştır.

(-)  Bu maddeler, devletin dili, bayrağı, başkenti ve üniter yapısı gibi unsurları “değiştirilemez” hüküm altına alarak ulusal bütünlüğü hukuki güvenceye bağlamaktadır.

(-)  Dolayısıyla, bu unsurları tartışmaya açan her söylem veya eylem, doğrudan beka ekseninde bir tehdit algısına yol açmaktadır.

(-) Sonuç itibarıyla terör, ekonomik, demografik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla bir milli güvenlik sorunudur.

EGEMENLİĞİN SAHİBİ TÜRK MİLLETİ’DİR, TÜRK MİLLETİ CUMHURİYETİ KURAN TÜRKİYE HALKIDIR

(-) Türk anayasa hukukunda ilk defa 1924 tarihli anayasanın 88’inci maddesinde “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak olunur.” denilerek milletin tanımı açıkça yapılmıştır.

(-) Bu tanımlamaya göre;

-Türkiye’de egemenliğin sahibi Türk milletidir.

-Türk milleti ise Türkiye’deki ahaliden oluşmaktadır.

-Bu ahalinin din ve ırkı farklı olabilir.

-Milletin mensubu olmak/milletten sayılmak için vatandaşlık esastır.

Anayasadaki bu düzenlemede vatandaşlığı tanımlamamaktadır.

***

ANAYASAL ORTAK VE RESMİ DİL TÜRKÇE’DİR

(-) Türkiye’nin resmi dili Anayasal dili ortak dili Türkçedir.

(-) Yabancı dille eğitim, ancak müstemleke veya işgal altındaki ülkelerde, Ana dille eğitim, Ancak federasyonlarda geçerli bir eğitim şeklidir.

(-)  Çok dilli üniter devlet yapısı eninde sonunda siyasal çatışma ve bölünme demektir.

MİLLİ BİRLİĞİ PARÇALAYACAK ANA DİLLE EĞİTİM KABUL EDİLEMEZ

(-) Ana dille öğretim, doğuştan kazanılmış bir insan hakkı olup bir lütuf değildir. Herkes doğal alarak anne babasından ana dilini öğrenecek ve günlük hayatında kullanacaktır.

(-) Mevzuatımızda şu anda bu konuda hiçbir engel bulunmamaktadır.

(-) Ancak, milli birliğimizi parçalayacak Ana dille eğitim kabul edilemez.

***

CUMHURİYETİN KURUCU KODLARINDA SORUN YOKTUR, TÜRK MİLLİ DEVLETİ ESASTIR

(-) Anayasada açık olarak yazılı kurucu kodlarımızda herhangi bir sorun yoktur.

(-) Kurucu kodlar olarak tarif ettiğimiz ‘Türk milleti kavramı ve devletimizin milli-devlet olma niteliği’ haklı bir siyasal tercih olmanın ötesinde tarihi ve medeni bir zorunluluk olarak da önümüze çıkmaktadır.

TÜRK MİLLETİ MİLLİ KİMLİKTİR, HER BİR VATANDAŞ EŞİTTİR

(-) Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne herhangi bir ırk, dil, din ve sınıf farkı gözetmeksin eşit yurttaş olarak vatandaş olan herkese Türk milleti denilmiştir.

(-) Bu tanımlama; Türkiye’de var olan etnik kimliklerin inkârı ya da bastırılması olmayıp, esasında milleti oluşturan bütün fertlerin bir milli kimlik etrafında eşitlenme ülküsüdür.

(-) Müthiş kurmay zekâya sahip pratik bir lider olan Mustafa Kemal Atatürk “Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran halka Türk denir” diyerek bozgunculuk yapmak isteyenlere milletin adını bir kez daha hatırlattı.

(-) Sonuç itibariyle; Türkiye Cumhuriyeti, merkezi, üniter devlet yapısıyla ve resmi dili Türkçe ile kurulan ve kurumsallaşan egemen bir devlettir.

SORUN KÜRT DEĞİL TERÖR SORUNUDUR, TÜRK MİLLETİ KİMLİĞİ TARTIŞMA KONUSU YAPILAMAZ

(-) Mesele, Türk Devlet Tarihinde çokça rastladığımız her dönemde şekil ve kılık değiştiren tedhiş ve terör sorunudur.

(-) Kürt sorunu yok derken, ne Kürt kökenli vatandaşlarımızın etnik kimliğini, ne de dilini inkâr etme, yok etme ve yok sayma gibi bir anlayışın içerisinde olunmamıştır.

(-) Bunlardan yola çıkarak; milli kimliği tartışma konusu etmek ve milli bütünlüğü bozacak talepler ileri sürmek tarafımızdan asla kabul edilemeyecektir.

***

ASIL OLAN TERÖRÜN TÜM AYAKLARIYLA FESHİ VE SİLAHSIZLANDIRILMASIDIR

(-) PKK’nın sadece Kandil Dağı etrafındaki yerlerde bulunan teröristlerin silahsızlandırılması tek başına yeterli olmayıp, PKK/KCK çatısı altında olup onunla iltisak ve irtibatlı (bölgemizde ve bölgemiz dışındaki bütün yapıların) olan tüm yapıların terör ve tedhişi bırakıp kendilerini feshedip silahsızlanması meselenin esasıdır.

TERÖR ÖRGÜTÜ BARINDIĞI ALANLARI MEŞRU DEVLET OTORİTESİNE TESLİM ETMELİDİR

(-) Bu bağlamda başta Kandil, Şengal ve Mahmur olmak üzere örgütün tahkimat yaptığı ve Medya Savunma Alanları olarak isimlendirdiği alanların her türlü terör ve tedhiş üretim merkezi olmaktan çıkartılması ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde meşru devlet otoritesine teslim edilmesi;

PYD/YPG  TASFİYE EDİLMELİ, DİYASPORA AVRUPA AYAĞI BÖLÜCÜ FAALİYETLERİNİ DURDURMALIDIR

(-) Suriye’nin kuzeyinde Türkiye için terör üretme riski taşıyan PYD-YPG yapılanmasının tasfiye edilmesi, Diaspora olarak tanımlanan örgütün Avrupa ayağının Türkiye aleyhine ve yabancı servislerle olan ilişkilerinin terk edilmesi temel önceliklerimiz olmalıdır.

***

ÖRGÜT TASFİYE EDİLMELİ, SİLAH BIRAKIP TESLİM OLMALIDIR

(-) Terör örgütünün tasfiyesi ve örgüt üyelerinin yeniden topluma kazandırılması için uzmanların işaret ettiği bizim de gerçekçi bulduğumuz bu konuda üç aşamalı özel bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

1-Silahların tam olarak bırakılması,

2-Örgüt mensuplarının resmi işlem sebebiyle adli mercileri teslim olması,

3-Rehabilitasyon süreci şeklindedir.

TASFİYE SÜRECİ ÖRGÜTÜN TÜM KOLLARINI KAPSAMALIDIR

(-) Örgütün sadece Türkiye’de bulunan mensuplarından değil yurtdışında ve kontrolünde bulunan hangi isimle anılırsa anılsın diğer örgütsel yapılara mensup kişilerin de bu sürece tam olarak katılmaları şarttır.

***

YASAL DÜZENLEME ÖRGÜTÜN TASFİYESİ SONRASI YAPILMALIDIR

(-) Yasal Düzenleme Yapılabilmesi için, Sahadaki durumun (Silahların tam olarak teslim ve imha edilmesi, örgüt yapısının ve bağlı kuruluşların hangi nam altında olursa olsun tamamının dağıtılması) devletin emniyet güçleri tarafından tespit edilmesi ve bu tespitlere binaen teslim olan örgüt elemanı sayısı dikkate alınarak örgütün fiili varlığının sona erdiğinin yetkililer, resmi merciler tarafında ilan edilmesi gerekir.

ÖRGÜT MENSUPLARI ADLİ YARGIYA HESAP VERMELİDİR

(-) Hukuk politikaları belirlenirken terör örgütü ,silahlı suç örgütü yapılanmalarına hukuk sistemi içinde meşruiyet kazandıracak bir yol izlenmemelidir.

(-) Bu nedenle örgüt mensuplarının mutlaka adli bir sürece tabi tutulması gerekir. Hukuk normlarının bağlayıcılığı ve bu normların taşıyıcısı olan değerler sistemi örselenmemelidir.

AF SONUCU DOĞURACAK DÜZENLEME YAPILMAMALIDIR

(-) Örgüt içindeki konumuna göre kademeli şekilde belirli şartlarda indiren, belli şartlarda öteleyen ve yine belli şartlarda ceza sorumluluğunu düşüren bir sistem öngörülmelidir.

(-) Zira işlenen fiiller yönünden af sonucunu doğuracak şekilde yapılacak düzenlemeler, ilerleyen günlerde yaşanabilecek birtakım olumsuz gelişmelere ve suça avdet halinde, sadece yeni işlenen fiille sınırlı bir süreç yürütülmesini gerektirecek, bu yönüyle muhatapları cesaretlendirici bir ortam oluşacaktır.

ÖRGÜT MENSUPLARINDAN ÖNCE SORUŞTURMA AÇILANLARIN DURUMU İNCELENMELİDİR

(-) CMK’da öngörülen belli müesseselerden yararlanılabilir (CMK m. 171; m. 223; m. 231/5). Bu kapsamda öncelikle PKK ile bağlantısı sebebiyle hakkında soruşturma açılmış olanların durumu ele alınmalıdır.

SUÇ İŞLEMEMİŞ ÖRGÜT MENTUPLARI HAKKINDA SORUŞTURMALAR ERTELENEBİLİR

(-) Bu gruptakiler hakkında soruşturmaya devam edilmesi, yürütülen sürecin ruhuyla bağdaşmayacağı için, ayrıca bir suç işlememiş bu kişiler yönünden belli şartlar altında soruşturmanın ertelenmesine karar verilebilir.

ÖRGÜT MENSUPLARINA DENETİM SÜRESİNCE SİYASİ YASAK GETİRİLMELİDİR

(-) Erteleme belli bir süreyle sınırlı olmalı, bu süre zarfınca ilgili kişiler denetime tabi tutulmalı, bu süre içinde suça avdet etmeyenler ve tedbirin gereklerine uygun davrananlar yönünden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebilir.

(-) Ayrıca bu kişilerle ilgili, denetim süresince siyasi faaliyet yasağı da getirilmelidir.

YARGILANMAKTA OLAN ÖRGÜT MENSUPLARI HAKKINDA HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILABİLİR

(-) PKK Terör Örgütü üyeliği nedeniyle hakkında dava olanlar, Bu kişiler yönünden ilk olarak yargılamaya devam ile, mahkumiyetlerine karar verilmesi halinde terör örgütü üyelik yönünden ‘’hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı verilmesi önerilebilir.

***

İNFAZ YASASI YENİDEN DÜZENLENMELİDİR

(-) Terörsüz Türkiye kapsamında cezaevindeki mahkûmların durumlarında iyileştirme TBMM’nin bir infaz kanunu değişikliği yapmasıyla mümkündür. Hasta ve yaşlı hükümlüler için infaz ertelemesi müessesesini , yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeğini göz önüne alarak yeni baştan düzenlenmelidir.

UMUT HAKKI VERİLSE DAHİ TERÖRİSTBAŞI TAHLİYE EDİLEMEZ

(-) Umut hakkı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen hükümlünün cezaevinde uzun bir süre kaldıktan sonra infazla ilgili yeniden değerlendirilme isteme hakkıdır.

(-) Bu çerçevede, umut hakkı bireyin cezaevinden salıverilmesi olmayıp, infaz koşullarının yeniden gözden geçirilmesi işlemidir.

Türkiye’de, idamdan dönüştürülmüş veya doğrudan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmış terör suçluları koşullu salıverilmeden faydalanamaz.

TERÖR ÖRGÜTÜ TÜM AYAK VE KOLLARIYLA VARLIĞINI SONA ERDİRDİKTEN SONRA CUMHURBAŞKANI ONAYI İLE TERÖRİSTBAŞININ İNFAZ KOŞULLARI İYİLEŞTİRİLEBİLİR

(-) Silah bırakma tamamlanır; PKK’nın kendisini feshettiği, Terör Örgütünün yurt içinde ve yurt dışında bulunan PYD/YPG gibi tüm yapı ve bileşenleriyle lağvedilerek varlığını tamamen sonlandırdığı,

MİT ve TSK’nın oluşturduğu teyit mekanizması tarafından doğrulanır ve bu konuda hazırlanan ayrıntılı raporun, devletin başı olan Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edildikten sonra, Gazi meclis bağımsız iradesiyle bir düzenleme yapabilir.

***

Durum bu, bilginiz olsun.

***

Sonuçta anladığım..

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Başlangıç ve ilk 4 maddede yer alan değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümlerine uygun olarak, Atatürk, Türk Milleti ve Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkan bu duruş , Atatürk ve Cumhuriyetine sahip çıkan Türk Milleti’nin her bir ferdinin sahip çıktığı bir duruştur.

Ancak..

Raporda beyan eden hususlarla sahada görülen gerçekliğin birbiriyle örtüşmediği de açıktır.

Bu çerçevede;

– Hiçbir yasal düzenleme yapılmadığı halde, İmralı’da yatan mahkumun daha şimdiden siyasi ofis çalışmalarına başladığı,

– Kayıtsız şartsız feshedileceği söylenen örgütün, Irak kuzeyinde, Suriye kuzeyinde ve Avrupa’da mevzi kazanmayı sürdürdüğü,

– Raporda siyasi yasak talep edilen şartlı tahliyedeki teröristlerin yurdun dört bir yanında ‘toplantı’ adı altında siyasi eylemlerde bulunarak halk içinde örgütlendiği,

– Terör örgütü propagandasını yapmak yasak olduğu halde, daha şimdiden, Diyarbakır’da yapılması planlanan DEM mitingiyle, terör örgütü kol ve ayaklarının sivil toplum içinde kapsamlı bir yapılanmaya girişeceği de açıktır.

– Hal böyle olunca, Türkiye’de teröre son vermek maksadıyla başlatılan siyasi hamlelerin, terör üzerinden siyaset yapılarak, bir seçim ittifakına evrilmekte olduğunu söylemek yanıltıcı olmayacaktır.

Kaynak: Odatv https://www.odatv.com/guncel/mhpnin-terorsuz-turkiye-raporu-imrali-gorusmesinde-tarihi-mesajlar-tam-metni-odatvde-120127089

Exit mobile version