Bilgi

48.Gün.. ‘Düğüm Çözülüyor’

Sizinle bu yolculuğa Usta’nın Diyarbakır’da Barzani ile buluşmasını hatırlatarak başlamıştık.

Ardından Molla Mustafa için söylediklerini ve bu sözlerin ne anlama geldiğini masaya serip Türkiye’yi hedef almış küresel siyasi projenin ne olduğunu ve bunun siyasi ayaklarını açığa çıkarmaya koyulmuştuk. 91 Körfez savaşından bugüne akıp giden yılları bir film şeridi gibi izledik.

Ve şimdi Usta’nın Diyarbakır’da yaptığı konuşmanın son sözlerine geldik.

Tarih: 16 Kasım 2013 yani Barzani’nin bağımsızlık referandumdan dört yıl öncesi…

Usta, 21 yıl sonra Diyarbakır’a gelen Mesud Barzani’yi ağırlamış ve ‘Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki değerli kardeşlerimi selamlıyorum’ demişti.

Bu konuşmaların ardından Şivan Perver ile İbrahim Tatlıses Kürtçe şarkı ‘Megri megri daye megri’ye düet yapmış, meydanları inletmişti; Megri Megri… Türkçe manası ‘ağlama’…

Neydi anlamı bunun, neden bu şarkı seçilmişti, kim seçmişti?

X X X

 Megri Megri PKK terör örgütünün ilk kadroları içinde yer alan ve çatışmada öldürülen bir teröristi anlatıyor; ‘1980 yılında Bingöl’de asker PKK’nın ilk dönem kadroları içinde yer alan Zeki Yıldız’ı bir köy evinde sıkıştırır. Teslim olmayan Yıldız, ateşle karşılık verince öldürülür. Ankara Teknik Öğretmenlik mezunu olan Zeki Yıldız’ın çatışmada ölmesi üzerine “Megri Megri” ağıtı yakılır. Ağıtta imzası olan kişi Dengbej Zozan’dır’[1]

Artık Diyarbakır’da ‘Megri Megri’ diye çığlık atmanın ne anlama geldiği söylemeye gerek var mı bilemiyorum.

X X X

Belki buna Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Erbil’de Neçirvan Barzani’nin başkanlık töreni için huzuruna çıkıp ‘Kürdistan Şehitleri için saygı duruşunda bulunduğunu’ da eklerseniz daha güçlü bir anlam yükleyebilirsiniz.

Kürdistan şehitleri dediklerinin de işte bu Megri Megri’de anlatılan terörist Zeki Yıldız’dan başkası olmadığı, işin özünde şehitlerimizin katilleri olduğu da eklendiğinde asıl resim ortaya kendiliğinden böyle çıkıyor.  

X X X

Şimdi biz bakalım Ustanın Diyarbakır’daki son sözlerine, bakalım Usta ne demiş;

 ‘23 Nisan 1920 ruhuyla yeni bir Türkiye inşa ediyoruz. Yeni Türkiye’yi her etnik, her inanç unsuruyla, her mezheple inşa ediyoruz. 1920’de TBMM’de Kürt, Türk, Arap, Laz, Gürcü, Çerkes, Boşnak nasıl beraber olduysa, İstiklal Savaşı’nı birlikte verdilerse, Cumhuriyet’i nasıl birlikte kurdularsa yeni Türkiye’yi de o ruh, o öz ve kardeşlik ruhuyla ayağa kaldırıyoruz. Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını, 76 milyonun kucaklaştığını birlikte yeni Türkiye olduklarını göreceğiz.’

Usta ne demek istiyordu bu son sözleriyle?

Türkiye’ye çizmeye çalıştığı bu yeni yol haritasıyla Fetö’nün nihai hedef olarak yıkmaya çalıştığı Türkiye Cumhuriyeti arasında bir bağ var mıydı?

X X X

Usta, Diyarbakır’da Megri Megri’nin gölgesinde ‘Kürt, Türk, Arap, Laz, Gürcü, Çerkes, Boşnak nasıl beraber olduysa, İstiklal Savaşı’nı birlikte verdilerse, Cumhuriyet’i nasıl birlikte kurdularsa yeni Türkiye’yi de o ruh, o öz ve kardeşlik ruhuyla ayağa kaldırıyoruz’ diyor.

Tabii burada ilk dikkati çeken farklı etnik kimlere yapılan vurgu oluyor ki Usta zaten bunu yıllardır yapıyor, tıpkı İsrail ve ABD planlarında yer aldığı gibi.

Ardından sıra teröristlere geliyor. Usta burada nihai çözüm olarak ‘dağdakiler indirilip affedileceğinin, cezaevlerindekilerin de serbest bırakılacağının sinyalini veriyor’ yani Usta’nın çözümü bu; hepsini salmak!

Bu nihai çözümde teröristlerin hepsini salmak düşüncesi ortaya çıkınca ise, her ne kadar 15 Temmuz kalkışması Usta’nın bu konuşmasından çok sonraları meydana gelmiş olsa da, insanın aklına ister istemez ‘Türk Ordusunu kendi içinden vuran işbirlikçi hainler’ geliyor. Öyle ya onlar da terörist, onlar da terörden hüküm giymediler mi?

Hal böyle onunca, aklı bu noktada durmuyor ve ‘Yeni Türkiye’ deyip acaba hepsini salacaklar mı diye düşünmeye başlıyor.

O zaman bir yanda PKK’lı teröristler ki projenin zaten silahlı ayağı idi, öte yanda Fetö’lü teröristler ki o da projenin yeni versiyon silahlı ayağı idi, hepsi serbest!

Zaten bunlar hakkında açılmış bir çatı dava olmadığını da eklerseniz…

Buna bir de Haydar Tunçkanat’ın açıkladığı Ermeni ve Rumlardan teşkil edilmiş uyuyan hücreleri de eklerseniz, iş bambaşka bir hal alıyor.

Bu da olur mu dersiniz?

X X X

Usta’nın bu yeni yol haritasıyla ilgili olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un kod Ergenekon kumpasını değerlendirirken yaptığı açıklamayla yan yana gelince iş daha da farklılaşıyor.

Başbuğ bu kumpasın hedefinde ‘Türk Ordusu ve Türkiye Cumhuriyeti vardı’ demişti. Yani bu kumpas ‘sadece Türk Ordusuna değil aynı zamanda Cumhuriyete karşı kuruldu’ demişti. 

Bana sorarsanız bu açıklama her şeyi değiştiriyor. Her şeyi değiştiriyor çünkü bugün her ne kadar Türk Ordusu Usta’nın siyasetinin şekillendirdiği  yargı eliyle vurularak küresel siyasi projeye karşı direnci kırılmış gibi görülüyor olsa da, Türkiye Cumhuriyeti hala yerinde duruyor. 

Öyleyse bundan sonraki süreçte Cumhuriyet hedef alınacak der isek bu değerlendirme isabetsiz mi olur?

X X X

Proje neydi hatırlayalım?..

Türkiye’nin hem insan hem de ekonomik kaynaklarının yönetimini ele geçirmek.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da özerk yönetimler yoluyla Asya ile bağını kesmek.

Bu yönetimleri Barzani ve şimdi de Suriye’deki PKK özerk yönetimleriyle birleştirip gelecekte ki Büyük Kürdistan’ı kurmak yoluyla İsrail’in tam güvenliğini sağlamak ve Türkiye’yi böylece ele geçirip parçalamak.  Tabii buradaki Kürdistan mı olur Ermenistan mı olur, o da ayrı mesele, Taşnak Hoybun çetesini hatırlayınız…

Cumhuriyet elden giderse Türkiye Bizans mı olur o da ayrı mesele, hatırlayınız ekümenik olduğunu ilan eden Fener Rum Patrikhanesini.

X X X

Peki şimdi bu projede nihai hedefe ulaşılabilmek için anayasa üzerinde ne gibi oyunlar oynanabilir, bu Fetö ne yapabilir?

Eğer ki siz mevcut anayasayı değiştirip yerel yönetimlerine özerklik hatta eyalet kurulabilmesine giden yolu açarsanız, bir de buna herkese ana dilde eğitimi ekleyip resmi dil Türkçe’yi de kaldırırsanız her şey kendiliğinden olur, olur ama bununla da sınırlı kalmaz. Çünkü Anayasada yer alan ‘Türk ulus devlet kimliği’ meselesi var.

Eğer ki siz bu Cumhuriyeti anayasa üzerinde oynayarak yıkabilmeyi düşünüyorsanız, devletin milli kimliğini de değiştirmeniz gerekiyor. Öyle ya daha anayasanın başlangıç kısmında Türk, Türk Milleti, Atatürk var iken yani temeli Türk olan bu Cumhuriyeti nasıl yıkabilirsiniz ki!..

Bu durumda ‘Yeni Türkiye’ deyip işe başlamanız ve kurduğunuz her cümlede ‘Arap Çerkez, Kürt Türk, Ermeni Rum…’ diyerek Türk ulus devlet kimliğini örtüleyip bu milli kimliği bir etnik kökene indirgemeniz, halkı da buna alıştırmanız gerekir.  Türkiye işte şimdi bu süreci yaşıyor.

X X X

Bu ne demek?

Cumhuriyetin temel niteliklerini anayasa üzerinde oynayarak ortadan kaldırabilirseniz, baştan beri peşinde koştuğunuz nihai hedefinize ulaşabilirsiniz anlamındadır bu.

İlk hedef Türk Ordusuydu, nihai hedef ise Cumhuriyet.

Şu anda Türk Ordusunu kod Ergenekon kumpas soruşturmasıyla örselediklerini ve 15 Temmuz’la da etkisizleştirdiklerini yani birinci hedeflerine ulaştıklarını düşünüyorlar.

Düşünsenize 74 askerimizi şehit eden Osman Öcalan TRT’ye çıkarılıyor, Genelkurmay’dan hiç ses çıkmıyor. Oysaki bu askerler o tarihte Genelkurmay’a fiilen bağlı olan askerlerdir. Yani şimdi Genelkurmay şehit düşmüş askerinin hakkını bile arayamıyor, koruyamıyor, harekete geçemiyor.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Usta ile hudut karakoluna gidiyor. Tatlıses karakolda şov yapıyor. Şarkılarla türkülerle Türk Ordusunun Suriye’deki gizli olması gereken harekat hedeflerini açıklıyor, Menbiç diyor, Fırat’ın doğusu diyor.

Bu Tatlıses ,Usta Diyarbakır’da Barzani’yi kucaklarken ‘Megri Megri’ çığlıkları atan Tatlıses’tir ve şimdi Akar da ona eşlik etmektedir.

Ben 30 yıl şerefle bu üniformayı taşıdım, şeref, onur, sadakat adına ölümü çok göze aldım, hiç pişman olmadım, şimdi gitsem yine aynısını yaparım. Ancak hayatımda ordumuz adına böylesi bir utanca hiç tanık olmamıştım ama o gün yandım.

Tatlıses’i bizim namus bildiğimiz, uğruna can verdiğimiz hudut karakolunda elinde tef, zil çalıp oynarken, Hulusi Akar’ı ona eşlik ederken görünce yandım. Bu yangın hala yüreğimde.

Neyse Türk Ordusu bizimdir, bunu yapanlar utansın diyelim, acımızı yine yüreğimize gömelim ve geçelim…

X X X

Diyelim ki birinci hedefe ulaştılar, nihai hedef Cumhuriyet, şimdi Türkiye neyle karşılaşacak?

Bunun cevabını Usta’nın yeni yol haritasında aramalıyız.

Usta hep sayıyor, benim bildiğim yıllardır sayıyor ve sayıma ‘Kürt, Türk, Arap, Laz, Gürcü, Çerkes, Boşnak..’ diye başlıyor ama  bunun bir de devamı  var. Türk Milleti çatısı altında toplanmış olan ‘Arap var, Ermeni var Rum  var’ ve bu böyle gidiyor… gitmesi de doğal çünkü burası demiştim size Anadolu. Medeniyetler coğrafyası, dinler coğrafyası.

Bu coğrafyada yaşamamış bir insan uygarlığını sayamazsınız ki; Hititler, Sümerler, Akadlar, Urartu, Medler, Persler, Babil, Lidya, Frigya, Asur, Kommagene, Romalılar, Bizans ve biz Türkler… Yeryüzüne gelmiş insan uygarlıklarından dünya tarihine damga vurmuş olanlarının çoğu bu coğrafyada yaşamış.  

X X X

Dünyanın merkezi olan, tarih boyu sıkça el değiştiren bu Anadolu’nun sırrı gökyüzünde.

Bakın gökyüzüne semada kimin bayrağı dalgalanıyorsa hakim güç o oluyor.

Ve bu Anadolu binlerce yıllık yazılı tarihinden aldığı güçle şekillenen tabiatı gereği zayıf olanları sevmiyor, anında terk ediyor tıpkı vefasız bir sevgili gibi.

İşin gerçeği Anadolu’nun bu vefasızlığı altında sahip olduğu gücü yatıyor öyle ya kimler gelmiş kimler geçmiş o hala yerinde duruyor. Dolayısıyla kim güçlüyse ona aşık oluyor. Şu anda en büyük aşkı Türk!.. Anadolu Türk’ün aşığı çünkü bakınız gökyüzüne Türk bayrağı ‘hala’ dalgalanıyor.

X X X

‘Hala dalgalanıyor’ ifadesini özellikle vurguladım çünkü henüz kaybedilmiş bir şey olmasa da gücünüzü kaybettiğiniz anda Anadolu’yu bulamazsınız çeker gider, elden de gider. Usta bile demiyor mu ‘hem içeriden hem dışarıdan saldırı altındayız’ diye, bize niye saldırıyorlar? Cevabı belli değil mi, mesele tarihiyle uygarlıklarıyla coğrafyasıyla dinleriyle kaynaklarıyla eşsiz bir zenginliğe sahip Anadolu.

Ancak Usta bu noktada, ‘Kürt, Türk, Arap, Laz, Gürcü, Çerkes, Boşnak…’diyerek bir olan milleti ayrım ayrım ayırmakla yaman bir çelişkiye düşüyor. Her ne kadar aynı Usta ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım’ dese de sözleriyle eylemleri örtüşmüyor aksine zıtlaşıyor.

Halbuki devletimiz var, anayasamız var, bir olan milletimiz var gökyüzünde dalgalanan bayrağımız var, tüm bunların da ortak bir buluşma noktası var; Türk, Türk Milleti, Türk Bayrağı. Peki öyleyse bir olup güçlü olmak var iken bu ayrıştırma ve kutuplaştırma siyaseti niye?

X X X

Bakın şimdi bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür. Anayasamız var, böyle diyor. Dolayısıyla ister Ermeni ister Rum olsun etnik kimliği ya da dini mezhebi ne olursa olsun Türk vatandaşlarının seçme ve seçilme hakkı var. Buna da kimsenin diyeceği bir şey yok, olamaz da zaten.

Şimdi Usta’nın her defasında ‘Kürt, Çerkez Arap, Gürcü…’ diyerek vurgu yaptığı ve hep birlikte ‘Yeni Türkiye’yi kuracağız dediği bu etnik kimliklerin hangisi bu ülkede ‘Bakan Başbakan ve de Cumhurbaşkanı’ olamıyor ki?..

Bu ülkede Anayasal kimliği Türk olan her vatandaş seçilirse eğer Bakan da olur, Başbakan da Cumhurbaşkanı da engel olan var mı?

Memlekette kanun var, kitap var, hukuk var, işletin o zaman, açın tüm kapıları ve koyun sandıkları halk kimi isterse seçsin, kurun hükümeti, biz de görelim kimler yönetime geliyormuş, millet açık görsün.

Hal ve gerçek bu iken Usta neden ısrarla ayrıştırıcı bir dil kullanıyor ve işi neden ısrarla ‘Yeni Türkiye’ ve ‘Yeni anayasa’ tartışmalarına çekiyor?

X X X

Mesele şu; bu ülkenin bir Bizans sorunu var, İstanbul’a Konstantinopolis diyorlar yani eski Bizans hani şu 1071 Malazgirt’te yendiklerimiz. Bunun başını da kendine ‘Ekümenik Konstantinopolis Patriği’ diyerek kapısının üstüne resmen ve alenen tabela asan Fener Rum Patrikhanesi çekiyor.

Hal böyle iken yani Türkiye’nin öncelikle bu sorunu çözmesi gerekirken çıkıyorlar ortaya ‘Kürt sorunu’ var diyorlar ve sözüm ona yıllardır uğraşıyorlar, kendilerine göre bir çözüm hala bulamıyorlar. Oysaki sorunun adı ‘Kürt’ değil! Bunun adı Kürt sorunu değil, Laz değil, Çerkez değil, sorunun adı: Rum!

Ege’deki adalarımızı işgal eden bunlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hükümranlık haklarına tecavüz ederek zengin enerji havzalarına el koyanlar bunlar, Heybeliada Ruhban Okulunu açmak, Ayasofya’yı kiliseye dönüştürmek isteyenler bunlar, PKK terör örgüne destek verenler de bunlar.

Bunu bir kenara koyalım…

X X X

Bu ülkenin bir de Ermeni sorunu var, bakınız Ermenistan’a bizden toprak istiyor, tazminat istiyor, soykırım gibi bir insanlık suçuyla mahkum ettirmek istiyor yani eski Ani eski Kilikya’nın uzantıları.

Sorunun adını yine doğru koyalım bu da Kürt sorunu değil, Laz değil, Boşnak değil, bu Ermeni sorunudur.

1915’te Van’da Ruslara destek olmak için Osmanlı’ya isyan eden bunlar, tehcirle Suriye kuzeyi ve doğusuna gidenler bunlar.  Ermeni Taşnak Sutyun çetesiyle bir olup Hoybun örgütünü kuran bunlar, ASALA’yı kurup diplomatlarımızı öldüren bunlar,1930’da Ağrı’da isyan çıkartan bunlar, Türk’ü düşman ilan edip hep aynı emellerle hala PKK terör örgütüne destek verenler de bunlar.

X X X

Şimdi bu iki temel sorunu yan yana getirelim. Tarih boyunca Ermenilerle Bizans ittifak kurmuş, Bizans bayrağı altında birlikte yaşamış.  Bu ittifak hala sürüyor.

Özellikle Cumhuriyet tarihimizde Ermenilerle Barzanilerle de ittifak kurmuş, Türk topraklarını paylaşabilmek için Taşnak Hoybun örgütü çatısı altında birlikte yaşamış ki bunun en bariz örneği Dağlıca baskını ile Ağrı isyanıdır.  Bu ittifak da hala sürüyor.

Dolayısıyla siz ’Yeni Türkiye, yeni anayasa’ derken, siz bir olan bir milleti etnik kökenlerine ayırarak Meclis kuracağınızı söyler iken Türk tarihinde yaşanmış olaylardan ders çıkartıp geleceğe bakmak durumundasınız.

Apaçık ortada ki bu bir algı operasyonu… 

‘Hepimiz kardeşiz’ diyorlar, ‘herkes eşit’ diyorlar, dönüyorlar dolaşıyorlar işi anayasaya getiriyorlar niye?

 ‘İleri demokrasi’ diyorlar, ‘artık ayrımcılık ve inkara son’ diyorlar, eviriyorlar çeviriyorlar işi anayasada yer alan ‘Türk kimliği ’ne getiriyorlar niye?

Yani bu anayasadan bu milletin adı ve tarihi olan Türk ve Atatürk çıkarılırsa tüm sorunlar çözülecek, öyle mi?

Allah aşkına bu anayasanın hükümlerine göre eşit olmayan kim var bu ülkede, herkes eşit diyor bu anayasa, uygulayın o zaman, varsa bir eşitsizlik herkesi eşit kılın, size engel olan kim?..  

Ama yok siz bunu yapmayıp illa ki ‘Türk’ kimliği değişsin ‘herkesi kucaklayacak bir kimlik’ olsun mesela ‘Türkiye Vatandaşlığı’ olsun ya da ’Anadolu, Anadolulu’ olsun diyorsanız eğer niyet başka o zaman…

Sonra siz ‘Fetö ile mücadele etmiyor musunuz ki aldığınız kararlar ağzınızdan çıkan her söz yaptığınız her uygulama hep Fetö’nün Cumhuriyeti Yıkmak’ hedefine hizmet ediyor?

X X X

En başta bu dünyada Türkiye Vatandaşı diye bir ulusal kimlik yok.

Türkiye coğrafyanın adı, siz tarihten beri adı ve tarihi Türk olan hakim güce ‘Türkiyeli’ demeye kalkışırsanız eğer o zaman iş değişir. Dağlardaki koyunlar kuzular da Türkiyeli o zaman. Tarihi olmayan, kimliği olmayan dağlardaki sürüler de Türkiyeli o zaman ama biz sürü değiliz!..

Biz bir milletiz ve adımız Türk! 

X X X

Siz anayasadan Türk ve Atatürk’ü kaldırdığınızda işin gerçeği 1071’de Anadolu’da Bizans’ı yenip Türk Bayrağını dalgalandıran binlerce yıllık Türk tarihini yok etmiş oluyorsunuz!

Bu Fetö neden  Türk Ordusunu hedef alan kumpas soruşturmasına neden Ergenekon dedi?

Var mıydı bizim Ceza Muhakemesi Kanunumuzda adli bir soruşturmaya kod adı vermek?

Adalet Bakanlığı bu tuzağa neden düştü? Ve de kim bunlara gözyumdu?

Sorun bakalım gençlere ‘Ergenekon nedir’ diye, ne cevap alacağınızı düşünüyorsunuz?

X X X

Bir başka mesele…

Biz halk, biz zengin değiliz ki, biz fakiriz. Bizi fakirleştirdiler, bakın bakalım bizim fakirliğimizden kimler zengin oldu?

Biz esnaf kaldık, esnaf gidiyoruz. Çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlayamadık ya memuruz ya bekçi ya polis ya asker ya öğretmen ya bakkal.

Peki ya biz Türkleri sorun olarak görenler, hepsinin çocukları iki üç yabancı dili nasıl öğrendiler? Bakınız Osmanlı’nın son dönemde yurt dışına gönderdiği büyükelçilere, bakınız maliye hesaplarını tutanlara, bakınız Galata bankerlerine…

Bakınız kurtuluş savaşı sonrası halimize, tüm okumuş geçlerimiz Sakarya’da Çanakkale’de şehit!.. Geriye kalmış yaşlı bir nüfus. Para yok borç çok. Bizde okul da yoktu okul, o zamanlar.

Peki, biz savaşırken kimlerin çocukları okuyordu bu ülkede?

Buradan anladığımız Türk’ü sorun olarak görenler, kimliksiz tarihsiz, kaynak yönetimi elinden gitmiş, çocuklarının tarih hafızası silinmeye yüz tutmuş her şeyin serbest olduğu bir Türkiye hayal ediyorlar.

İyi hoş güzel ama…

Yönetici kadrolara kim gelecek? 

Devleti ve kaynaklarımızı kim yönetecek?

Siz tüm bunların üzerine bir de anayasadan Türk ve Atatürk’ü çıkardığınızda bize ne kalacak?

Tarihi ve ulus devlet kimliği olmayan bir millet yaşayabilir mi?

X X X

Hepsinin ötesinde bu siyaset ‘Türk düşmanlığı’ üzerinden gidiyor. Tıpkı biz İngilizlere karşı Yemen’de Aden’de, Mekke’de savaşıp şehit olurken Arapların bize karşı duyduğu ‘Türk düşmanlığı’ gibi. 

Bakınız Van Ermeni isyanına mevzilerde ele geçirilen şapkaların üzerinde ne yazıyor; ‘İntikam!..’

Bakınız Doğu ve Güneydoğu’daki hendek çatışmalarına, PKK’lı teröristlerin giydiği tişörtlerin üzerinde ne yazıyor; İntikam timi!..

Siz bu satıları okurken daha yeni Muğla’nın Bodrum, Milas, Fethiye ve Dalaman ilçelerinde büyük yangınlar çıkarıldı. Bu eylemleri de PKK terör örgütü üstlendi. Eylemi yapan kimmiş biliyor musunuz? ‘Halkların Birleşik İntikam Milisleri!..

X X X

Peki ya bu siyasetin İstanbul il başkanlığı yapmış Aziz Pabuşçu ‘AKP sayesinde Türk Olmaktan kurtulduk’ sözlerine ne demeli?

Bu sözler bu resimde nereye konulmalı?..

Neyden kurtuldunuz kimden niye kurtuldunuz neyin intikamı bu, diye sormayacak mıyız?

Peki diyelim hepsini yaptık. O zaman yüreği ‘ne Mutlu Türk’üm’ diyerek çarpan yüreklerin böylesi bir yönetim altında hala çarpabilmek için bir yudum bile nefes alabileceğini mi düşünüyorsunuz?

X X X

Çözüm elbette ki demokraside ama böylesi değil, çözüm evrensel değerleriyle kelimenin tam anlamıyla demokraside.

Ancak bunun yapılabilmesi önce kimlik tartışmalarına artık bir son verilmesi, Atatürk’ün başlattığı devrimlerin tamamlanması gerekiyor, toprak reformu, aşiret ve feodal din ağalığının kaldırılması, kaynak yönetiminin yabancılar tarafından değil devlet tarafından işletilmesi, yaşam ve eğitim kalitesinin yükseltilmesi, ortak dilimiz Türkçe’nin artık herkes tarafından bilinmesi ve kullanılması gerekiyor.

Aksi halde Cumhuriyet ve demokrasinin yüksek değerlerini kavrayamayan bir toplum bu değerlere başka nasıl sahip çıkabilir ki?

Sözün kısası…

Sağdan sola yukarıdan aşağıya nereden bakılırsa bakılsın Usta, Diyarbakır konuşmasında  aslında çok şey söyledi. Zaten çok şey söylediği için söylemedikleri böyle açığa çıktı. 

Usta  örneğin hiç Sevr demedi, İngilizler demedi, Ruslar demedi, BOP da demedi ama Barzani’yi kucağına bir bebek gibi alarak ‘Kürdistan’ deyişiyle hepsini katladı.

Kadı Muhammed’i yadedişiyle Mahabad ve Ruslar; Molla’yı göklere çıkarmakla Tarikat, Taşnak Hoybun;  ‘Biz biriz beraber mahşere kadar’ deyişiyle ABD ve İsrail; ‘Yeni Türkiye’ ifadesiyle de yarın olacakların çerçevesi böylece ortaya çıkmış oldu.

Sürecek..

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı Yazar


[1]‘İşte Megri’nin Hikayesi’ hikayesi başlık manşet haber, 18.11.2013, İnternethaber, güncelleme: 04.02.2019.

Kitap:

Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu