Tarih

Barzan.. ‘Nedir’

Barzan, Musul vilayetine bağlı bir köydür.

1895 tarihli salnamede Musul üç sancaklı olarak yazılmış; Musul, Kerkük ve Süleymaniye. Yedi kazası kayda geçmiş; merkez, İmadiye, Akra, Zibar, Duhok, Zaho ve Sincar. Kerkük’e ise beş kaza bağlanmış; merkez, Revanduz, Salahiye, Köysancak ve Raniye. Süleymaniye’de beş kaza sayılmış; merkez, Baziyan, Merge(Mergesor olmalı), Şehr-i Pazar ve Gülanber”[1].

Barzan niye önemli, Mesud Barzani’nin doğduğu köy bu. Günümüzde ünlü bir isim olduğundan tarihçiler araştırıyor, arıyor, buluyor: Irak kuzeyinde, Hakkari’ye yakın, demin konu olan Derecik’in hemen güneyinde yer alıyor. Arşiv kayıtlarında Zibar’ın merkezi olarak not düşülmüş. 1909’da üçüncü sınıf kaza olmuş. Mehmed Emin Zeki’ye göre, ‘1931’de Barzan aşireti 2750 haneymiş’[2].

Burada ‘mış’ gibi diyorum çünkü kutuplaştırılmış akademi aleminde bu konuda çok manipülasyon yapılıyor, algı yönetmiyle Barzaniler ‘tarihi yapacak, yazacak ünlü Kürt Beyi’ymiş gibi tezgahlara sürme gayrtelerine tanık oluyorz tıpkı Bedirhan Bey üzerinden yapıldığı gibi. Hadi Bedirhan’ı anlıyoruz, gerçekten Osmanlı’nın beyiydi hem de en güvendiği ama iş Barzani’ye gelince durum değişiyor; dedesi Abdusselam’ı asmış Osmanlı.

 Öte yanda şu Abdusselam’ın isyan meselesi de var, hani şu çıkış taihi üzerinde bir türlü uzlaşı sağlanamayan. Hal böyle olunca insan aklı haklı olarak endişeye düşüyor, hangisi doğru hangisi gerçek.

Konumuz Barzan..

Barzan dosyası araştırma dosyasına konu ettiğimiz Hollandalı sosyolog Van Bruınessen’in de dikkatini çekmiş bu Barzan. Resmini çizerken haklı olarak Seyit Taha’yı ihmal etmemiş. Abdulkadir ve Muhammed Sıddık’ı sıralmış, Barzan’ın gücünü nereden aldığını stratejik analizle sıralamış:

‘Barzan, Şemdinli güneyi, Irak’ın kuzeyinde yer alan Zibari aşiretinin topraklarına ve diğer aşiretlere sınır olan bir köydü. Burası kurumsallaşmak isteyen bir şeyh için ideal özellikler taşımaktaydı. Bölgede sıkça görülen aşiretler arası çatışmalarda bir şeyh kolayca arabuluculuk yapabilir ve bu sayede güçlenebilirdi. Bu nedenle Seyit Taha stratejik açıdan önemli bu köye halifelerinden biri olan Abdurrahman’ı göndermiş ve onun eliyle tüm bölgede güçlenmişti. Üstelik Barzan şeyhleri İstanbul’daki Seyit Abdulkadir’in ve Şemdinli’deki Şeyh Muhammed Sıddık Nehri’nin nüfuz sahası içindeydi’[3].

Tabii burda geçen ‘Taha, Abdulkadir, Abdurrahman, Muhammed Sıddık’ hep tanıdık bildik isimler.

Neden Barzan üzerinde duruyorum?..

Yapılan araştırmalarda ‘iki Barzan’dan bahsediliyor; Yahudi Barzan, Kürt Barzan.

Yahudi Barzani’nin ortaya çıkışı 16. ve17. Yüzyıla dayandırılıyor -ki aynı zamanda Barzan coğrafyasındaki Baban, Soran ve Botan beylerinin en güçlü olduğu dönemdir-;  Kürt Barzan ise Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde ortaya çıktığı anlatılıyor ki bu da beyliklerin yıkılıp yerini Halid-i Nakşibendi şeyhlerinin aldığı bir dönemdir yani Şeyh Ubeydullah dönemi…

Yahudi Barzan’ın kaynağı Irak kuzeyindeki ucu ta Babil sürgünlerine dayanan Yahudiler gösterilmiş:‘Kürt Yahudileri ile Kürt dilini ve kültürünü benimsemiş, tarih boyunca Kürdistan olarak tabir edilen Kuzey Irak ve Mezopotamya bölgesi sınırları içerisinde var olmuş, daha sonraki yüzyıllarda İslam dinine geçmiş ve İsrail kurulduktan sonraki süreçte Kuzey Irak’tan İsrail’e göç eden Yahudiler kastedilmektedir. Kürt Yahudileri, kökenleri itibariyle Kürt değil, İsrailoğullarının İbrani kavmindendirler.’[4]

Kürt Barzan’a gelince…

Yapılan araştırma sonuçlarına bakıldığında tarihçiler anca 1909’a ulaşabilmiş, Barzan’ı öyle bulmuş. Ünlü Kürt tarihçisi olarak tanıtılan Mehmet Zeki dahi Barzani aşiretine anca 1931’de ulaşabilmiş, o da aşiert demiş, ama Barzaniler aşiret değil. Hal böyle olunca, bu Barzanilerin Abdusselam isyanıyla Barzan adının duyulduğu anlaşılıyor ki çıkış tarihi de şüpheli. Düşünsenize Osmanlı arşivlerine geçmiş bir isyanın çıkış tarihi ya 1907’dir ya 8 yada 9 ama hala açığa çıkmış değil. İşin aslı Molla Mustafa Barzani’ye kadar bu Barzan’ın Kürtlüğünden kimse bahsetmemişti yoksa bu Barzan, Barzaniler ortaya çıkınca mı Kürt olmuştu.

Şimdi anlamaya çalıştığımız işte bu; Barzan elbette var ama hangi Barzan?


[1] Dr. Suat Akgül, ‘Musul Sorunu ve Nasturi isyanı’, s. 4-6, Berikan Yayınları, 1992. .

[2] Ahmet Uçar, ‘Hahamların Torunları Barzaniler’, Tarih ve Düşünce Dergisi, Sayı: 34, s. 17, Aralık 2002.

[3] Van Bruınessen, ‘Ağa, Şeyh, Devlet’, s. 343.

[4] Salim Meriç, araştırmacı yazar, Oda Tv, “Kürt Yahudileri ve Barzani” başlıklı araştırma yazısı, 24.10.2010

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.
Başa dön tuşu