Tarih

Şemdinli.. ‘Sadate Nehri’

Seyit Taha Kimdir?

Cizre Botan Beyi Bedirhan’ın yakın dostu Seyit Taha, Hakkari/Şemdinli’dendir.

Rivayetlere göre ahfadı merkez üssü Nehri/ Bağlar köyü olan Sadate Nehri’ye dayanıyor. Ancak böyle söylediğinizde pek aşina gelmiyor; her ne kadar Nehri üzerinden Şemdinli’ye ulaşılabilse de ötesine ulaşmak zorlaşıyor. Hakkari Üniversitesi’ne göre, ‘Soyu Abdulkadir Geylani’ye kadar uzanıyor. 13. yüzyılda Moğolların Bağdat’ı yakıp yıkmasıyla Geylani’nin soyundan gelenler dağılmış; oğlu Abdulaziz, Duhok’un Akre ilçesine, onun çocukları biraz daha kuzeye Stune köyüne ve ardından da Şemdinli’deki Nehri bölgesine yerleşmiş. Burada uzun süre Kadiri bünyesinde irşad faaliyetlerini yürüten aile, Molla Salih döneminde Nakşibendiliğe geçiş yapmış…

Bir ucu Sadate Nehri’ye ulaşan Seyit Taha’nın ise Geylani soyadı yanı sıra ‘Nehri’ unvanını da kullandığı anlaşılıyor. Belki sokakta yürüyen bir vatandaş için anlaşılması güç olan ‘Seyyid Taha Hakkari’[1],  ‘Mevlana Şeyh Seyyid Taha Şemzedini Hakkari’[2], ‘Şeyh Seyyid Taha Geylani’[3] gibi isimlerle anılmaya başlıyor.

Diğer taraftan…

Bruinessen, Sadate Nehri ile Talabaniler arasında dikkat çekici bir bağı ortaya çıkarıyor: ‘Talabani ailesinin kurucusu Sadate Nehri kendisinin bağlı olmadığı (Kürt olmayan, Hintli olan)[4] bir mürşidden icazet alarak şeyh olmuş tek Kürt Kadiri şeyhidir.’[5]

Bu tez, tarihçi yazar Ayşe Hür tarafından doğrulanmış; ‘Kerkük civarındaki Talabaniler ise, 1880’de Osmanlı Devleti’ne milliyetçi söylemle isyan eden ilk Kürt beyi olan Şemdinanlı Şeyh Ubeydullah’ın köyü Nehri’ye yerleştiği için Sadate Nehri adını alan Musullu bir ailenin üyeleriydiler… Günümüzde Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani bu ailenin üyesidir.’[6] Ancak.. Hür böyle diyor diyor da mesele öyle değil.

Başta, ‘Osmanlı Devleti’ne milliyetçi söylemle isyan eden ilk Kürt beyi olan Şemdinanlı Şeyh Ubeydullah’ tespit ve tanımlaması doğru değil çünkü Ubeydullah Kürt değil. Uğur Mumcu yıllar önce açıkladı bunu. Ulaştığı mahkeme tutanaklarıyla bu Abdulkadir’in Kürt olmadığını ortaya çıkarmıştı. Abdulkadir’in ifade aynen şöyledir;

“Abdulgani Geylani ahvadındanım. Aslen Kürt değilim, Kürdistan’da yerleşmişim”[7]…

Şimdi..

Bir zamanların Taraf Gazetesi yazarı Hür, ‘Şeyh Ubeydullah’ın Kürt olmadığını bilmiyor muydu ki bu nedenle ilk Kürt Beyi tanımlaması yapmıştı’ diyeceğiz, yoksa bu bir manipülatif benzetme mi diyeceğiz. Kaldı ki Osmanlı’ya isyan eden Ubeydullah’ın isyan motifi de tartışmalıdır: 1877-78 Osmanlı-Rus harbinde verdiği desteğin karşılığını alamadığı için isyan ettiğini yazanlar var, Dr. Bilal Şimşir gibi[8]; Osmanlı’dan bu savaş gerekçesiyle aldığı silahları satıp paraya tahvil ettiğini söyleyenler de var gazeteci yazar Soner Yalçın gibi[9].. .

‘İmparatorluk Politikalarında Teo-Stratejiler ve Türkiye’ isimli eseri kaleme alan Prof. Dr. Nadim Macit, kutsal inançların manipüle ederek bunun siyasi, askeri ve ekonomik güce dönüştürülmesini teo-strateji olarak tanımlıyor ve bu noktada Misyonerlikle Seyit Taha arasındaki irtibata değiniyor. Macit, bu süreci şöyle açıklıyor:

  ‘İslam coğrafyasına yönelik uygulanan teo-stratejik model, esasen iki ana çizgide sürdürülmüştür; biri, kilise, okul, hastane ve benzeri kurumlar, diğeri ise diplomatlar ve özellikle yabancı devletlerin konsolosluklarıdır. Her iki ana çizginin buluştuğu nokta; Batı kültürünün ve mesiyanik ideolojinin kalıplarına uygun zihniyet inşa etmektir. Bu nedenle misyon örgütleri, 1830’dan itibaren, Beyrut’tan başlayarak eğitim ve öğretim ağı oluşturdular. Misyonerlerin irtibat kurduğu kişilerden biri de Seyit Taha’dır; “Nesturilerin İsrail’den kopan ve kaybolan bir kabile olduğunu kanıtlamaya çalışan Protestan Misyonerler Nakşibendi Tarikatı’nın saygın isimlerinden bir olan Taha Nehri (Seyit Taha/Şemdinli ) ile irtibat kurmuşlardır.[10] 

Buradan ne anlıyoruz?

Misyonerlerin Seyit Taha ile irtibat kurmuş olduğunu anlıyoruz.

Peki bu Misyonerler neyi arıyormuş? Hakkari ve Irak kuzeyinde yaşayan Nesturilerin, İsrail’in kayıp kabilesi olup olmadığını araştırıyorlarmış.

Peki bu Nesturiler kimdi, biliyor muyuz?

Bu Nesturiler, Cumhuriyet kurulduktan bir yıl sonra Hakkari’de başkaldıran Nesturilerdir. Önce Ruslar 1915’te bunlara ‘devlet’ sözü verince Ermenilerle bir olup Osmanlı’ya isyan ettiler. Bastırılınca bir kısmı Rusya ve İran’a ama asıl gövde Irak kuzeyine yerleşip İngiliz kontrolüne girdiler. Musul meselesi çıkınca, İngilizler de bunlara ‘Asur devleti’ sözü verince 1924’te bu kez Cumhuriyete isyan ettiler. Ardından sadece bir yıl sonra Şeyh Said İsyanı patlak verince, Milletler Cemiyeti Musul’u İngiliz mandasına bıraktı ve biz de böyle kaybettik.

Konumuza dönelim..

Uğur Mumcu Seyit Taha’nın silsileler yoluyla bağlandığı tarikat penceresi de açıyor. Bu bakışla,  ‘Nakşibendilik, 1300’lü yıllarda Buhara yakınlarında Türk kökenli Mehmet Bahattin-ül-Üveys-ül Nakşibendi tarafından kurulmuş bir tarikat olduğu görülüyor.  Bu tarikatın Kürtler arasında yayılışında Mevlana Halid’nin önemli açıklanıyor. Mumcu Halid’in icazet verdiği en önemli halifelerinden birinin Nehrili Seyit Taha, diğerinin ise Palulu Şeyh Ali Septi olduğuna işaret ediyor.[11].

Bununla birlikte, ‘Bu tarikatı Kürtler arasında yayan ise Mevlana Halid oldu’ ifadesi dikkatle okunmalı çünkü bu bilinen Türk Nakşibendi değil. Necmeddin B. Muhammed Nakşibendi, Altın Silsile’de açıklıyor:  “Abdullah Dıhlevi’nin yanında on ay kadar kalmış olan Halid-i Bağdadi, sadece ve başta Nakşibendilik olmak üzere beş tarikatın değil, benzer diğer tarikatların da icazetini almış ve hepsinin halifesi olmuştur’[12].

Tarikattaki bu değişim önemli. İsrail’in teo-stratejik hamlelerinde göreceğimiz gibi, akademik anlamlar da içeriyor; bu noktada demin konuk ettiğimiz işin uzmanına kulak verelim..   

Prof. Dr. Nadim Macit:

“Teo-strateji, kültürel bilinci, ortak tasavvur biçimlerini, sembolleri ve mitleri dini-politik dille ortak bir amaç için güç unsuruna dönüştürmektir. Farklı inanç ve kültür havzalarını dönüştürme ve kendi politik-ekonomik kurallarına bağlama yönetimidir. Diğer yönüyle teo-strateji, dini, devletlerin ve güç merkezlerinin farklı nedenlerle uyguladıkları politik pratikleri meşrulaştırma aracıdır. Bir başka deyişle, inanç ve kültür coğrafyasını güce dönüştürme, inanç ve kültürel değerler yoluyla farklı dini-kültürel havzaları etkileme ve dönüştürmek şeklinde tanımlanabilir.[13]

Durum bu.

Bu detay niye derseniz, Seyit Taha’nın günümüzdeki asıl önemi tarikat silsilelerinde yatıyor. Şeyh Halid’in Anadolu’daki en büyük halifesi olduğu için, bugün ekranlarda isimlerini sıkça duyduğumuz İsmailağa, İskenderpaşa, Menzil gibi cemaatlerin silsileler yoluyla piri oluyor. Bunu da bize Mesud Barzani anlatıyor; “Mevlana Halid Nakşibendi, tekkelere yaptığı ziyaretlerden birinde Barzan Tekkesi’ne uğrar ve Şeyh 1’nci Abdulselam’ı halife olarak atar.  Barzan medresesi bir Halid-i Bağdadi Nakşibendi okuluna dönüşür. Ve birlikte, daha sonra Mevlana Halid’in halifelerinden biri olacak Seyyid Taha’yı ziyaret ederler[14]”, diyor.

Böylesi küresel teo-stratejik açılımlar günümüz siyasetini anlamak adına bir çıkış noktası sunabilir, aklımızda bulunsun.


[1] Muhammed Nakşibendi, ‘Altın Silsile’, s. 347, Semerkand Yayınları, 2011.

[2] Halidiye Risalesi, ‘Mevlana Halid-i Bağdadi’,s.32, Semerkand Yayınları, 2011.

[3] Hasan Şükrü, ‘Güneşler Güneşi(Şemsü’ş Şumus), s. 144. Semerkand Yayınları, 2011.

[4] Not: Burada sözü edilen Hintli mürşid Şeyh Ahmed’dir: 18’nci yüzyılın sonlarına doğru ‘şeyh’ hanedanının kurucusu Molla Mahmud buraları(Kuzey Irak) ziyaret etmekte olan Hintli Şeyh Ahmed’den Kadiri tarikatının yolunu öğretmek ve tarikatı sürdürmek için icazet alır. Bkz: Bruinessen, s. 329.

[5] Bruinessen, ‘Ağa Şeyh, Devlet’, s. 326.

[6] Ayşe Hür, ‘Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler’ başlıklı köşe yazısı, Taraf Gazetesi, 6 Kasım 2011.

[7] Mumcu, Kürt-İslam ayaklanması, s. 99.

[8] Şimşir, ‘Kürtçülük’ cilt I, s. 185..

[9] Soner Yalçın, makale, “Liberallerle Kürt Şeyhler Hangi Konuda Anlaştı”, Oda Tv, 18.09.2010.

[10] Prof. Dr. Nadim Macit, İmparatorluk Politikalarında Teo-Stratejiler ve Türkiye, s. 174. Kapı Yayınları, 2008.

[11] Uğur Mumcu, Kürt-İslam ayaklanmaları, s. 45.

[12] Necmeddin B. Muhammed Nakşibendi, Altın Silsile, Mevlana Halid-i Bağdadi, s. 323. Semerkand Yayınları, 2011.

[13] Prof. Dr. Nadim Macit, İmparatorluk Politikalarında Teo-Stratejiler ve Türkiye, s. 15. Kapı Yayınları, 2008.

[14] Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, s.23, Doz Yayınları, 2006.

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.
Başa dön tuşu