Yüzyıl

ABD, Türkiye Sınırına Geliyor

Öte yanda…

Özal’ın siyasi direktif vermekten kaçınarak Türk ordusunu Irak krizinin yönetiminde bir tür ‘kapıkulu’ anlayışıyla kullanmaya çalıştığı da açıktır. Belki bu ağır tespitimizin doğruluğunu da Alptemuçin’in istifa sonrasında yaptığı şu açıklamaya borçluyuz; ‘Zaten Politik Karar Metni’nin gerekleri de yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş tarafından yerine getirildi. Yani savaşa girmek ya da girmemek konusunda herhangi bir tartışma da olmadı.’

Bu ise bambaşka bir olay!..

Özal’a sorun çıkarmayan Doğan Güreş, Özal sonrası başbakan olan Çiller’e söylediği anlatılan ‘O şak diye emrediyor, ben tak diye yapıyorum’ ifadesiyle meselenin aslında ne olduğunu gözler önüne serecektir; tak ve şak!..

Sonuç olarak…

Özal, Irak krizinde hem Dışişleri Bakanı’nı hem de Genelkurmay Başkanı’nı saf dışı bırakmış; ABD Başkanı ile teke tek görüşerek Türkiye’nin bu krizdeki politik tavrını tek başına tayin etmiştir; böylece Türk Ordusu ve Türkiye’nin güçleri ABD’ye tahsis edilmiştir.

Kaldı bu tavır günümüzde hiç yabancımız olmayacaktır…

Peki Özal’ın bu tavrı Türkiye’ye ne kazandırdı ne kaybettirdi?

ABD Türkiye Sınırında Konuşlanıyor

Körfez kriz çözülemedi…

16/17 Ocak 1991 gece yarısı, ABD’nin başı çektiği koalisyon güçlerince ilk tetik çekildi…

Çöl Fırtınası adı verilen bu savaşta ağır ve kapsamlı hava bombardımanıyla kısa sürede Irak’ın komuta ve iletişim altyapısı, elektrik üretim kapasitesi, havaalanları ve hava savunma sistemi, kimyasal silah ve nükleer araştırma tesisleri büyük ölçüde yok edildi.

27 Şubat’ta, Irak Cumhuriyet Muhafızları saf dışı bırakıldı.

28 Şubat’ta, ABD başkanı George Bush ateşkes ilan ettiğinde Irak’ın direnişi bütünüyle kırılmıştı.

Nisan ayının ilk haftasında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 686 sayılı kararının Irak tarafından kabul edilmesiyle savaş resmen sona erdi.

Başkan Bush, 6 Mart 1991’de ’ta Amerikan Kongresinde yapmış olduğu konuşmada Ortadoğu’da kalıcı olacağının işaretlerini veriyordu;

‘Amerika’nın hayati çıkarlarının müstakar[1] ve güvenlikli bir Körfez’e bağlı olması nedeniyle Orta Doğu’da bir güvenlik sisteminin kurulması; bu güvenlik sistemi bölge ülkeleri tarafından gerçekleştirilmeli, fakat Amerika da buna yardımcı olmalıdır; Bölgede kitlesel imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ve buna Irak’tan başlanması; Orta Doğu’nun doğal kaynakları zengindir. Bu zenginlik (yani petrol ve su, (Başkan Bush, hükümranlık haklarımızın olduğu ve bizim olan Dicle ve Fırat sularından bahsediyor) bütün bölge ülkelerinin refahı için kullanılmalıdır’.

Bu bildiri, ikinci büyük harbin sonunda Stalin’in Türkiye’ye yönelik tehdidi karşısında Başkan Truman’ın Ortadoğu’da güvenliğin garantörü ABD’nin olacağına ilişkin yaptığı açıklamayla örtüşüyordu. Belki aradaki fark; o dönem Rusya’ya karşı ABD güvencesiydi, şimdiki ise petrole karşılık Arap ülkelerine güvenlik şemsiyesi…

ABD bununla sınırlı kalmadı…

Savunma Bakanı Dick Cheney aynı yılın Nisan ayında yaptığı bir konuşmada, ‘Orta Doğu’nun petrol kaynaklarını, Amerika’nın çıkarlarına ters düşen herhangi bir devletin kontrolü altına almasına Amerika’nın izin vermeyeceğini’ söylüyordu[2].

Toparlayalım…

İki dünya savaşına tanıklık etmiş Türkiye, tarihte ilk kez ABD silahlı güçlerinin Körfez üzerinden Ortadoğu’ya inişini hak ettiği ölçüde değerlendiremedi; geleceğe yönelik öngörüde bulunarak bugünkü siyasetinin belki de omurgasını teşkil edecek olan yol haritasını da bir türlü ortaya koyamadı. Gündemi belirleyen medya, bu süreçte ortaya çıkan Dışişleri Bakanı Ali Bozer’in istifasını sıradanlaştırarak geçiştirdi, Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın istifasını görmezden geldi, perde arkasını öne çıkarmaktan ısrarla kaçındı.

Oysa tarihin tekerrür edebileceğinden hareketle gerekli dersler alınmış olsaydı, 12 Nisan 2007’de karşılaşacağımız Büyükanıt’ın sınır ötesi harekat talebi akla ziyan gerekçelerle göz ardı edilemeyecek, sonrasında ortaya çıkan terör saldırılarıyla Türk Milleti’nin ocağına ateş düşürülmüş olmayacaktı.

Peki neden böyle oldu?


[1] Müstakar; İstikrarlı(Bkz: TDK).

[2] Fahir Armaoğlu,’20. Yüzyıl Siyasi Tarihi’, cilt 1-2, s. 887, Alkım Yayınları, 1990.

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.
Başa dön tuşu