Büyük Mesud.. ‘Kim’

Büyük Mesud Kim..
Belki duymusunuzdur; 2006’da Doz yayınlarının eli ve Mesud Barzani’nin imzasıyla bir kitap piyasaya sürüldü, adı; Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi.
Ne kadar basıldı ne kadarı okundu, bilmiyorum. Ancak bu üretimin adı Barzani’nin Yalanları’ olsaydı belki daha çok okunacaktı. Neden diyorsanız ayrı bir kitap yazmalıyım ancak şimdi zamanı değil.
Okuduğumda Barzanilerden ne anladığım soruluyorsa, en başta aşiret değil cemaat tıpkı Menzil gibi, İsmailağa gibi.
Tarihsel sürecine baktığımda, hepsi topu topu birkaç paragraftan öte değil; soykütüğü yok, eserleri yok, biyografi yok, varsa yoksa Irak merkezi hükümetine karşı sergilediği ayak oyunları.
Bu bir yana, satır aralarında ifşaatları da var:
Molla Mustafa’nın Rusya’da beraberinde olduğu peşmergelerin Rus ajanına dönüştüğü; Türkiye’ye ilticasında aç susuz kalıp kötü muamele gördüğü -ki bize öyle söylememişlerdi-; Barzanilerin silsileler yoluyla Türkiye’deki Halidi Cemaat’in halifesi olduğu yani Cübbeli’nin..
Niye anlatıyorsunuz şimdi bunları diyorsanız hani şu Amedspor var ya gündeme şak diye oturtulan…
İşte Bu Mesud, soykütüğünü Amid’e bağlıyor ve Amid üzerinden tak diye Barzan’a ulaşıyor.
Bu sözler tıpkısının aynısıdır: “Barzan aşireti adını, aşiretin merkezi olan Barzan köyünden alır. Barzani Şeyhleri Amidiye emirleri soyundan gelmektedir. Aşiretin atası sayılan Mesud, Barzan’a yakın Hevinka köyüne yerleşir ve o köyden bir kızla evlenir. Bu evlilikten Sait adında bir çocuk dünyaya gelir.
Aşiretin liderliği ondan sonra oğlu Said’e geçer. Onu da torunu Şeyh Taceddin izler. Şeyh Taceddin Vehbi bir din alimiydi. Bu nedenle de etrafında birçok mürit toplanır. Bunun üzerine Barzan Tekkesi’ni kurar ve ölünceye kadar bu tekkede şeyhlik görevini sürdürür. Onun oğlu Şeyh Abdurrahman, onu da oğlu Abdullah izler.”[1]
Bakınız anlatımda geçen ifadelere; bunun sülalesini dayandırdığı Amid, 1514 Çaldıran sonrası kurulmuş olan bir Osmanlı Sancağının adıdır.
Yavuz Sultan Selim’den aldığı ferman sayesinde Bitlisli İdris bölgesel yönetimi yeni bir düzene geçirdi. Diyarbakır eyaleti, Doğu Anadolu’nun merkezi oldu. Diyarbakır ve Van, İran sınırında yer aldıkları için ayrı bir önem kazandı; bu sancaklar bölgenin merkezleri durumuna getirildi. Bıyıklı Mehmed Paşa Diyarbakır’a beylerbeyi olarak atandı.
Böylece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da üç tip sancak ortaya çıktı: Klasik Osmanlı sancakları, yurtluk-ocaklık sancakları ve hükümet sancakları. Yurtluk-ocaklık sancakları ile hükûmet sancaklarına aynı zamanda ‘emirlik’ adı verildi.
İşte Botan Emiri Bedirhan da böyle Bey oldu.
Gelelim Amid’e..
Klasik Osmanlı sancakları ise imparatorluğun tımar sisteminin uygulandığı her tarafta görülen sancak şekliydi. Sancak beyi merkezden tayin ediliyor, istendiği zaman değiştiriliyordu. Sancak beyi sancağın gelirinden kıdem ve istihkakına göre ’has’lar tasarruf ediyor, sefer zamanında ise sancağındaki sipahilerle birlikte Diyarbakır beylerbeyinin emrine giriyordu.
Harput, Mardin, Amid, Ergani, Akçakale, Siverek, Siirt ve Nusaybin sancakları klasik tipteki sancaklar olarak kayda geçirilmişti.2]
İşte Doğu Anadolu bugün dahi hüküm süren feodal yapı, toprak ağaları da böyle ortaya çıktı.
Amid bunlardan sadece biridir.
Yani öyle durup dururken bu zatın soy kütüğünü Amid beylerine bağlayabilmesi öyle kolay değil; belge sunacaksınız, biyografi ve eserlerini yazacaksınız, dememişler mi ‘insan ölür kalır eseri’ diye..
Şimdi de soracaksınız, bugünkü teröre siyasi çözüm süreciyle ne alaka?
Alakası şu: Bugün karşımıza bilinci ve kasten çıkarılan ve ‘Kürt Sorunu’ denilerek dayatılan mesele tarihsel süreçte kaynağını işte Diyarbakır Beylerbeyliğiyle başlayan bu feodal yapıdan alıyor.
ABD/İsrail PKK’sı da bunu suistimal ederek kendine meşruiyet zemini çıkarmaya çalışıyor.
Eğer ki Türkiye bu çağdışı yapıya demokratik sosyal hukuk zemininde, insan hak ve özgürlükleri temelinde bir çözüm bulamaz ise, Türkiye gerçekten aradığı barış ve huzuru bulabilir mi; İmralı’ya statü vermekle bu soruna çözülür mü?
Bir düşünün..
[1] Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, s.23.
[2] Dr. Cabir DOĞAN, SDÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi Mayıs 2011, Sayı:23, s.31-43.