Tarih

Seyit Abdulkadir Gerçeği

Hakkari Şemdinli Bağlar Köyünden Seyit Taha’nın günümüzdeki asıl önemi tarikat silsilelerinde yatıyor.

Şeyh Halid’in Anadolu’daki en büyük halifesi olduğu için, bugün ekranlarda isimlerini sıkça duyduğumuz İsmailağa, İskenderpaşa, Menzil gibi cemaatlerin silsileler yoluyla piri oluyor.

Bunu da bize Mesud Barzani anlatıyor; “Mevlana Halid Nakşibendi, tekkelere yaptığı ziyaretlerden birinde Barzan Tekkesi’ne uğrar ve Şeyh 1’nci Abdulselam’ı halife olarak atar.  Barzan medresesi bir Halid-i Bağdadi Nakşibendi okuluna dönüşür. Ve birlikte, daha sonra Mevlana Halid’in halifelerinden biri olacak Seyyid Taha’yı ziyaret ederler[1]”, diyor.

Böylesi küresel teo-stratejik açılımlar günümüz siyasetini anlamak adına bir çıkış noktası sunabilir, aklımızda bulunsun.

Seyit Abdulkadir Gerçeği

Seyit Taha ahfadı içinde Seyit Abdulkadir’in ayrı bir yeri ve önemi var.

Osmanlı devlet yönetiminde Şura-yı Devlet(Danıştay) başkanlığı yapmış. 1896’da Sultan Abdulhamid’e yönelik darbe girişimine karıştığı için ailesiyle birlikte Hicaz’a sürülmüş.[2]

Tesadüf o ki bu süreç başta İstanbul olmak üzere Anadolu’da çıkan Ermeni olaylarıyla örtüşüyor.

İngiliz arşivlerine geçmiş; ‘4 Mart 1896, Van’daki İngiliz Viskonsolosu C.H. Williams’tan Büyükelçi Sir P. Currie’ye… Van’da Taşnak ihtilal komitesinin 400 kadar üyesi var. Hınçakların da yaklaşık 50 üyesi var. Bunlar burada terör estiriyor. Saldırıları ve çılgınlıklarıyla Müslüman halkı kışkırtıyorlar. Bu gidişin tehlikeli olduğuna Ermeni piskoposunun dikkatini çektim… Geçen yıl yaşanan korkunç olayların asıl sorumluları da bu örgütlerdir.’[3]

Konu edilen olaylar 1890 Erzurum’da başlayan bir seri ayaklanma zinciridir.

Kayseri-Yozgat-Merzifon, Sason, Zeytun ta Van’a kadar uzanıyor; 1896’da Osmanlı Bankası’na yönelik bombalı eylemle devlete karşı ciddi bir başkaldırıya dönüşüyor. İşte Abdulkadir’in Sultan Abdülhamid’e darbe teşebbüsüyle bu süreç eşzamanlıdır.

 Atatürk, Seyit Abdulkadir’i Nutuk’ta kaydetmiştir:  ‘Efendiler… 1921 yılı başlarında da Koçgiri aşiretinin beylerinden Haydar Bey; İstanbul’da Seyit Abdulkadir’den aldığı talimat üzerine Alişan ve akrabasından Naki, Alişir ve daha başkaları ile isyan hareketine başladılar. Birçok kuvvetimiz bir taraftan Pontusçuları diğer taraftan da bu asileri izleyip ortadan kaldırmakla uğraşıyordu’.[4]

Konu edilen Koçgiri isyanıdır.

Araştırmacı İsmet Bozdağ’ın Kürt isyanları adlı eserinde biri şeyh diğeri İngiliz ajanı iki kişiye dikkat çekiliyor: ‘Seyit Abdulkadir ve Binbaşı Noel ve ardında tarikat şeyhleri[5].

Bu şeyhlerin isyan hazırlıklarına yardım sözü verdiği Nutuk’ta yine kayda geçiyor;  ‘Efendiler…Diyelim ki bunların, isyanın patlak vermesinde aylarca önce, memleketin şurasında burasında yapılan gizli toplantılardan, “Cemiyet-i Hafiye-i İslamiye[6]” teşkilatından, İstanbul’da Nakşibendi şeyhlerinin yaptığı toplantıda, hazırlanacak ayaklanmaya yardım için söz verdiğinden …’

Şimdi konuyu siyasi cephesiyle açalım..

Abdulkadir, II. Meşrutiyet’in ardından İstanbul ve Diyarbakır’da kurulan Kürt görünümlü cemiyetlerin ömür boyu başkanlığını yürüttü. Yönetiminde Bedirhaniler ve Babanzadeler de vardı.

Daha önce değindiğimiz Mesud Barzani, dedesi Abdusselam’ın bu örgütlerle olan bağını doğruluyor:

“Şeyh Abdusselam’ın (Mesud Barzani’nin dedesi) Kürdistan’da siyasal reform düşüncesinin yayılmasında büyük bir rolü oldu. O dönemde faaliyet gösteren, Kürt Teali ve Terakkiş Cemiyeti, Hevi Cemiyeti ve Kürdistan Bağımsızlık Cemiyeti gibi Kürt örgütleriyle sağlam ilişkiler kurdu. Aynı şekilde Şeyh Mahmud Berzenci, Şeyh Abdulkadir Nehri[7] ve Şımail Ağa Şikaki(Simko) gibi dönemin önde gelen Kürt liderleriyle de iyi ilişkileri vardı.”[8]

Uğur Mumcu’nun araştırmalarında Seyit Abdulkadir profili açık ve nettir:

“Kürdistan Teali Cemiyeti, İstanbul Cağaloğulu’nda, Dr. Cevdet Bey’in apartımanında Seyid Abdulkadir ve arkadaşlarınca kurulmuştu. Abdulkadir, Kürt örgütlerinin önde gelen lideriydi. Hüseyin Şükrü Baban Bey, Dr. Şükrü Mehmet Sekban Bey, Muhittin Nami Bey, Babanzade Hikmet ve Aziz beyler’ce 1918 yılı Eylül ayında kurulan Cemiyet’in başkanlığına Seyit Abdulkadir; başkan yardımcılılarına Mehmet Ali Bedirhan ve Ferik Fuad Paşa; genel sekreterliğe de Babazade Şükrü getirildiler. Bunu, Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti’nin kuruluşu izledi. Bu cemiyeti, aralarında Bedirhanzade Emin Ali Bey, Mithat Bey, Kamil Bey ve Dr. Abdullah Cevdet’in bulunduğu Kürt aydınları kurmuşlardı. Bedirhanoğulları, Seyit Abdulkadir ve Paris’teki Kürt delegesi Şerif Paşa, Kürt örgütlerinin önde gelen liderleriydi.”[9].. 

Hepsi yan yana geldiğinde, bugünkü teröre siyasi çözüm arayışının son yüz yıllık siyasi kodlarını, Rus raporlarındaki ‘ruhani, feodal, aşiret, aristokrasi’ tanımlarıyla açıldığında   üçlü  ittifakın ‘Bedirhan, Sadate Nehri, Barzan’ olduğunu görebiliyoruz ve şimdi de İmralı..


[1] Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, s.23, Doz Yayınları, 2006.

[2] Ernest E. Ramsaur, ‘Jön Türkler ve 1908 İhtilali’, s. 50, Pozitif Yayınları, 2007.

[3] Şimşir, ‘Kürtçülük’, cilt I, s. 219.

[4] Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, s. 426, Atatürk Araştırma Merkezi, 2000.

[5] İsmet Bozdağ, Kürt İsyanları, s.23, Truva Yayınları, 2009.

[6] Gizli İslam Derneği.

[7] Abdulkadir Nehri: Şemdinli Bağlar( Nehri) köyünden, Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Seyit Abdulkadir.

[8] Barzani,  “Barzani ve Ulusal Kürt Hareketi”, s. 25.

[9] Mumcu, Kürt-İslam ayaklanması, s. 2.

Sarızeybek Haber

Erdal Sarızeybek, Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.
Başa dön tuşu