Güncel

Kraliçe Ester.. ‘Kimdir’

Tarihsel süreç içerisinde Babil Krallığı/Irak zayıflayınca bu kez Pers Krallığı/İran bölgede hakimiyeti ele geçirir..

Ardından Babil Sürgünleri (Babylon), İsrailoğullarının ülkelerine dönmelerine izin verilir..

Ester’in hikayesi işte burada başlar…

O vakitler Pers Kralı Ahaşveroş Hoddu’dan Kûş’a uzanan bölgedeki yüz yirmi yedi ilin kralıydı. Ülkeyi Sus Kalesi’ndeki tahtından yönetiyordu. Pers ve Med ordu komutanları, ileri gelenler ve il valileri de oradaydı.

Ahaşveroş tam yüz seksen gün süren şenliklerle krallığının sonsuz zenginliğini, büyüklüğünün görkemini ve yüceliğini gösterdi. Ardından, sarayının avlusunda küçük büyük ayırmadan, Sus Kalesi’nde bulunan bütün halka yedi gün süren bir şölen verdi…

Mermer sütunlar üzerindeki gümüş çemberlere mor ve beyaz renkli iplikten yapılmış sicimlerle bağlanmış beyaz ve lacivert kumaşlar asılmıştı. Somaki, mermer, sedef ve pahalı taşlar döşenmiş avluya altın ve gümüş sedirler yerleştirilmişti.

Sarayın en iyi şarabı kralın cömertliğine yaraşır biçimde bol bol ve her biri değişik altın kupalar içinde sunuluyordu.

O sırada Kraliçe Vaşti de Kral Ahaşveroş’un sarayındaki kadınlara bir şölen veriyordu.

X X X

Yedinci gün.. Şarabın etkisiyle keyiflenen Kral Ahaşveroş, hizmetindeki yedi haremağasına Kraliçe Vaşti’yi başında tacıyla huzuruna getirmelerini buyurdu.

Kraliçe Vaşti güzeldi. Kral halka ve önderlere onun ne kadar güzel olduğunu göstermek istiyordu.

Ama Kraliçe Vaşti haremağalarının kraldan getirdiği buyruğu reddedip gitmedi.

Buna kral çok kızdı, öfkesinden küplere bindi, yasaları bilen bilge kişilerle görüştü ve onlara danıştı:

–           Kralın haremağaları aracılığıyla gönderdiği buyruğa uymayan Kraliçe Vaşti’ye yasaya göre ne yapmalı?

Bilgeler düşündü, taşındı, karar verdi ve Kral’a cevaplarını söyledi:

–           Bugün kraliçenin davranışını öğrenen Pers ve Medli soylu kadınlar da kralın soylu adamlarına aynı biçimde davranacak. Bu da alabildiğine kadınların küçümsemesine, erkeklerin de öfkelenmesine yol açacak.

Kral uygun görüyorsa ferman çıkarsın; bu ferman Persler’le Medler’in değişmeyen yasalarına eklensin. Buna göre Vaşti bir daha Kral’ın huzuruna çıkmasın ve kral ondan daha iyi birini kraliçeliğe seçsin. Kralın fermanı büyük krallığının dört bir yanına ulaşınca, ister soylu ister halktan olsun, bütün kadınlar kocalarına saygı gösterecektir.

Bu sözler kralın ve önderlerin hoşuna gitti.

Bu öneriye uyularak krallığın bütün illerine yazılı buyruklar gönderildi. Her ile kendi işaretleriyle ve her halka kendi diliyle yazıldı ve her erkeğin kendi evinin egemeni olduğu her dilde vurgulandı .

Aradan zaman geçti ve Kral’ın özel hizmetkârları bir öneri getirdiler, yeni bir Kraliçe seçilmesini istiyorlardı:

–           Kral için genç, güzel, el değmemiş kızlar aransın. Kral, egemen olduğu bütün illerde görevliler atasın. Bu görevliler bütün genç, güzel, el değmemiş kızları toplayıp Sus Kalesi’ndeki hareme getirsinler, kralın kızlardan sorumlu haremağası Hegay’a teslim etsinler. Güzelleşmeleri için ne gerekiyorsa verilsin. Sonunda kralın hoşuna giden kız, Vaşti’nin yerine kraliçe olsun.

Kral bu öneriyi de beğendi ve söyleneni yaptı.

Bu sırada Sus Kalesi’nde Mordekay adında bir Yahudi vardı.

Dedesi Kiş, Babil Kralı Nebukadnessar’ın Yahuda Kralı Yehoyakin ile birlikte Kudüs’ten sürgün ettiği kişilerden biriydi ve Hadassa adında bir amcakızı vardı.

Öksüz olan Hadassa’yı evlat edinip büyütmüştü. Hadassa’nın öbür adı Ester’di; endamı ve yüzü güzeldi.

X X X

Kralın buyruğu ve fermanı yayınlandıktan sonra, çok sayıda genç kız Sus Kalesi’ne getirilip harem sorumlusu Hegay’a teslim edildi, aralarında Ester de vardı.

Haremağası Hegay Ester’i beğendi ve ona ayrıcalık tanıdı.

En iyi biçimde beslenip güzelleşmesi için ne gerekiyorsa yaptı, ayrıca saraydan seçilen yedi hizmetçiyi de buyruğuna verdi ve onu haremin en güzel bölümüne yerleştirdi.

Ester Yahudi olduğunu kimseye söylememişti…

Her genç kız sırası geldiğinde Kral’ın huzuruna çıkacaktı. Sırası gelen genç kızlar, haremden her istediğini alıp birlikte saraya götürülürdü; akşam kralın yanına giren kız, ertesi sabah ikinci hareme dönerdi. Yalnız kralın beğendiği, adıyla çağırdığı kız yeniden onun yanına girebilirdi.

Sıra Ester’e gelince, haremden bir şey istemedi ve tek başına saraya gitti.

Kendisini gören herkesin beğenisini kazandı ve Kral onu çok sevdi, en çok ondan hoşlandı, en çok da ona ayrıcalık tanıdı. Kraliçelik tacını giydirip Vaşti’nin yerine kraliçe yaptı ve ardından Ester’in onuruna büyük bir şölen verdi.

Bu şölende bütün önderler ve görevliler hazır bulundu. Kral bütün illerde bayram ilan etti ve krallara yaraşır cömertlikle armağanlar dağıttı.

X X X

Mordekay, kralın kapı görevlilerinden biriydi.

Görevi sırasında, kapı nöbetçilerinden ikisi, Bigtan ve Tereş, Kral’a öfkelendiler; onu öldürmek için fırsat kollamaya başladılar.

Durumu öğrenen Mordekay bunu Kraliçe Ester’e iletti, o da krala bildirdi.

Durum araştırıldı; doğru olduğu anlaşılınca da iki adam darağacına asıldı ve olay tarih kayıtlarına geçirildi .

Bu olaydan sonra Kral, Hammedata’nın oğlu Haman’ı yüksek bir göreve atayıp onurlandırdı ve onu bütün önderlerden daha yetkili kıldı.

Herkes Haman’ın önünde eğildi ama Mordekay ne eğildi ne de yere kapandı.

Haman buna çok kızdı; onu öldürmeyi düşünmekle kalmadı, Yahudi olduğunu bildiği için bütün halkını, bütün Yahudiler’i ortadan kaldırmaya karar verdi.

Bu işe en uygun ayı ve günü belirlemek için de, Haman’ın önünde ‘pur’ yani kura çekildi.

 Kura, on ikinci ay olan Adar ayına düştü ve Haman Kral’ın huzuruna çıkarak niyetini açıkladı:

           Krallığının bütün illerinde, öbür halkların arasına dağılmış, onlardan ayrı yaşayan bir halk var. Yasaları bütün öbür halklarınkinden farklı; kendileri de kralın yasalarına uymazlar. Onları kendi hallerine bırakmak kralın çıkarlarına uygun düşmez. Kral uygun görüyorsa, yok edilmeleri için yazılı bir buyruk verilsin. Ben de hazineye ödenmek üzere kralın memurlarına on bin talant gümüş vereceğim.

Bunun üzerine Kral, çok güvendiği Haman’a mühür yüzüğünü çıkarıp verdi ve ona ’Para sende kalsın, o halka da ne istersen yap’ dedi.

 Yazmanları çağrıldı, bütün illere ulaklar aracılığıyla mektuplar gönderildi; genç, yaşlı, kadın, çocuk, bütün Yahudiler’in bir günde öldürülüp yok edilmesi ve kökünün kurutulup mal mülklerinin de yağmalanması buyuruldu.

Ferman Sus Kalesi’nde de duyuruldu.

Sus halkı şaşkınlık içindeyken, bu sırada Kral ile Haman oturmuş içki içiyorlardı .

Bu haberi duyan Mordekay üzüntüsünden kendini paraladı, giysilerini yırttı, bir çula sarınıp başından aşağı kül döktü, yüksek sesle ve acıyla feryat ederek kent merkezine doğru koşmaya başladı. Saray’ın kapınsa geldi ve orada durdu, hiç ayrılmadı.

Bu sırada Kral’ın fermanını duyan bütün Yahudiler yasa büründüler, ağlayıp feryat ettiler, oruç tuttular.

X X X

Kraliçe Ester’in tüm bu olup bitenlerden haberi yoktu.

Hizmetçileri gelip Mordekay’ın halini anlatınca çok üzüldü,  çok sarsıldı ve bir hizmetkarını gönderip olayın ne olduğunu anlamaya çalıştı.

Mordekay tek tak olan biteni anlattı ve Ester’den gidip Kral’a yalvarmasını ve bu katliamı durdurmasını istedi. Tehlikenin farkına anca varan Ester gidip durumu Kral’a anlamaya karar verdi …

Üç gün boyunca Ester, kraliçe giysilerini kuşanıp sarayın iç avlusunda, taht odasının tam karşısında, Kral’ın kendisini görmesi ve çağırması için bekledi. 

Kral, avluda bekleyen Kraliçe Ester’i görünce, elindeki altın asayı ona doğru uzattı ve yanına çağırdı. Ester yaklaşıp asanın ucuna dokundu.

Kral ona sordu:

           Ne istiyorsun Kraliçe Ester, dileğin ne? Krallığın yarısını bile istesen sana verilecektir.

Ester:

           Kral uygun görüyorsa, bugün kendisi için vereceğim şölene Haman’la birlikte gelsin.

Böylece kralla Haman Ester’in verdiği şölene gittiler.

Şarap içerlerken Kral yine Ester’e sordu:

           Söyle, ne istiyorsun? Ne istersen verilecek. Dileğin nedir? Krallığın yarısını bile istesen sana bağışlanacak.

Ester:

–           İsteğim ve dileğim şudur; Kral benden hoşnutsa, istediğimi vermek, dileğimi yerine getirmek istiyorsa, kral ve Haman yarın kendileri için vereceğim şölene gelsinler, o zaman kralın sorusunu yanıtlarım .

O gece kralın uykusu kaçtı ve oyalanmak için tarih kayıtlarının getirilip kendisine okunmasını istedi. Kayıtlar Kral Ahaşveroş’u öldürmeyi tasarlamış olan iki görevliden söz ediyordu. Kapı nöbetçisi olarak görev yapmış olan Bigtan ve Tereş adındaki bu iki adamı Mordekay ele vermişti.

Kral, sordu:

           Bu yaptıklarından dolayı Mordekay nasıl onurlandırıldı, ona ne ödül verildi?

Hizmetkârlar, ‘Onun için hiçbir şey yapılmadı’ diye cevap verdiler.

Bu sırada Haman da, çıkarılan ferman gereği Mordekay’ın asılmasını istemek için saraya doğru geliyordu.

Haman içeri girdi ve Kral ona sordu:

           Kralın onurlandırmak istediği biri için ne yapılmalı?

‘Kral benden başka kimi onurlandırmak isteyebilir ki?’ diye düşünen Haman sevinçle cevap verdi:

           Kral onurlandırmak istediği kişi için kendi giydiği bir kral giysisini ve üzerine bindiği sorguçlu atı getirtir, giysiyi ve atı en üst yöneticilerinden birine verir; o da kralın onurlandırmak istediği kişiyi giydirip atın üstünde kent meydanında gezdirir. Önden giderek, ‘Kralın onurlandırmak istediği kişiye böyle davranılır’ diye bağırır.”

Kral ’öyleyse hemen git, Mordekay’ı ödüllendir’ deyince Haman istemeye istemeye giysiyi ve atı aldı, Mordekay’ı giydirip atın üstünde kent meydanında gezdirmeye başladı.

Önden giderek, ‘Kralın onurlandırmak istediği kişiye böyle davranılır’ diye bağırıyordu.

Sonra Mordekay saray kapısına döndü, Haman ise utanç içinde başını örterek çabucak evine gitti. Başına gelenleri karısı Zereş’e ve bütün dostlarına anlattı.

Onlar daha konuşurken, kralın haremağaları gelip Haman’ı apar topar Ester’in vereceği şölene götürdüler . Şölende şarap içerken Kral Ester’e yine sordu:

           İsteğin nedir, Kraliçe Ester? Ne istersen verilecek. Dileğin nedir? Krallığın yarısını bile istesen sana bağışlanacak.

–           Ey kralım, eğer benden hoşnutsan ve uygun görüyorsan, isteğim canımı bağışlaman, dileğim de halkımı esirgemendir. Çünkü ben ve halkım öldürülüp yok edilmek, yeryüzünden silinmek üzere satıldık. Eğer köle ve cariye olarak satılmış olsaydık sesimi çıkartmazdım; böyle bir sorun için kralı rahatsız etmek uygun olmazdı.

           Söyle bana Kraliçe, böyle bir şeyi yapmaya cüret eden kimdir, nerede bu adam?

–           Ey Kralım, Düşmanımız, hasmımız, işte bu kötü Haman’dır!

Kral öfkeyle içki masasından kalkıp sarayın bahçesine çıktı.

Bu konuşmayı duyan Haman ise dehşete kapıldı, başına kötü şeylerin geleceğini hissetmişti, Kraliçe Ester’den canını bağışlamasını istemek için yanından ayrılmadı.

 Kral’ın öfkesi hala geçmemişti. 

Bahçeden dönüp de salona girdiğinde Haman’ı Ester’in uzandığı sedire kapanmış olarak gördü, küplere bindi ve ‘Bu adam sarayda, gözümün önünde kraliçeye bile el uzatmaya mı kalkıyor?’ diye haykırmaya başladı, yüzü öfkesinden kıpkırmızıydı.

Muhafızlar, hizmetkarlar koşuştu ve Kral ‘hemen bu adamı asın’ diye ferman buyurdu. Böylece Haman Mordekay için hazırlattığı darağacında asıldı ve Kral’ın da öfkesi yatıştı .

 O gün Kral Ahaşveroş Yahudi düşmanı Haman’ın malını mülkünü Kraliçe Ester’e verdi. Mordekay’ı da huzurunda kabul edip Haman’dan geri almış olduğu mühür yüzüğünü ona verdi. Ester de onu Haman’ın malını mülkünü yönetmesi için görevlendirdi.

X X X

Haman ölmüştü ama Kral’ın fermanı hala fermandı ve engel olunmaz ise bütün Yahudiler kırılıp geçirilecekti. 

Ester yine Kral’la görüştü; ağlayarak onun ayaklarına kapandı, bu fermanı kaldırması için yalvardı. Kral altın asasını Ester’e doğru uzatınca, Ester ayağa kalkıp Kral’ın önünde durdu ve dileğini açıkladı:

           Kral benden hoşnutsa ve uygun görüyorsa, benden hoşlanıyorsa ve dileğimi uygun buluyorsa, Agaklı Hammedata oğlu Haman’ın krallığın bütün illerinde yaşayan Yahudiler’in yok edilmesini buyurmak için yazdırdığı mektupları yazılı olarak geçersiz kılsın. Halkımın felakete uğradığını görmeye nasıl dayanırım? Soydaşlarımın öldürülmesine tanık olmaya nasıl dayanırım?”

           Ey Kraliçe, Bakın. Haman’ın malını mülkünü size verdim ve Yahudiler’i yok etmeyi tasarladığı için onu astırdım Ama kral adına yazılmış ve onun yüzüğüyle mühürlenmiş yazıyı kimse geçersiz kılamaz. Bunun için, uygun gördüğünüz biçimde kral adına Yahudi sorunu konusunda şimdi siz yazın ve kralın yüzüğüyle mühürleyin.

Bunun üzerine kralın yazmanları çağrıldı. Yeni bir ferman hazırlandı, mühürlendi ve tüm ülkeye gönderildi.

 Kral bu yeni fermanında Yahudiler’e bütün kentlerde toplanma ve kendilerini koruma hakkını veriyordu.

Ayrıca kendilerine, çocuklarına ve kadınlarına saldırabilecek silahlı güçlere karşı koymalarına, mallarını yağmalamaya ve hatta onları öldürmelerine izin ve yetki veriyordu.

Bu izin Kral Ahaşveroş’un bütün illerinde tek bir gün –on ikinci ayın, yani Adar ayının on üçüncü günü– geçerli olacaktı.

X X X

Kralın buyruğu ve fermanı ulaştığı her ilde ve her kentte Yahudiler arasında sevinç ve mutluluğa yol açtı.

Ferman Sus Kalesi’nde de okundu.

Sus Kenti sevinç çığlıklarıyla yankılandı.

Şölenler düzenlendi, bir bayram havası doğdu.

Ülkedeki halklardan çok sayıda kişi de Yahudi oldu; çünkü Yahudi korkusu hepsini sarmıştı .

Yahudiler, kendilerini yok etmeyi tasarlayanlara saldırmak üzere bütün kentlerde bir araya geldiler. Kimse onlara karşı koyamadı.

İl önderleri, satraplar, valiler ve kralın memurları, Mordekay’dan korktukları için Yahudiler’i desteklediler.

Yahudiler bütün düşmanlarını kılıçtan geçirdiler, öldürdüler, yok ettiler.

Kendilerinden nefret edenlere dilediklerini yaptılar. Yahudi düşmanı Haman’ın on oğlunu öldürdüler ama yağmaya girişmediler. Sus Kalesi’nde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi, beş yüz kişi.

X X X

Kral, Kraliçe Ester’e sordu:

–           Yahudiler Sus Kalesi’nde Haman’ın on oğlu dahil beş yüz kişiyi öldürüp yok etmişler. Kim bilir, öbür illerimde neler yapmışlardır? İstediğin nedir, sana vereyim; başka dileğin var mı, yerine getirilecektir.

–           Ey Kralım, Eğer uygun görüyorsanız, Sus’taki Yahudiler bugünkü fermanını yarın da uygulasınlar. Haman’ın on oğlunun cesetleri de darağacına asılsın.

Kral bu isteklerin yerine getirilmesini buyurdu.

Sus’ta ferman çıkarıldı ve Haman’ın on oğlu asıldı.

Krallığın illerinde yaşayan öbür Yahudiler’in yaptığı eylemlere öldürülen insan sayısı yetmiş beş bini aşmıştı.

X X X

Mordekay bu olayları kayda geçirdi.

Ardından uzak, yakın bütün Yahudiler’e mektuplar gönderdi. Her yıl Adar ayının on dördüncü ve on beşinci günlerini kutlamalarını buyurdu.

Çünkü o günler, Yahudiler’in düşmanlarından kurtulduğu günlerdi. O ay kederlerinin sevince, yaslarının mutluluğa dönüştüğü aydı. Mordekay o günlerde şölenler düzenleyip eğlenmelerini, birbirlerine yemek sunmalarını, yoksullara armağanlar vermelerini buyurdu. Böylece Yahudiler, Mordekay’ın buyruğunu kabul ederek başlattıkları kutlamaları sürdürdüler.

İşte Kraliçe Ester’in hikayesi budur, bu anlatılar Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’ta geçer…

X X X

Pur sözcüğünden ötürü bu günlere Purim adı verildi.

Böylece Yahudiler, Mordekay’ın mektubunda yazılı olanlardan, görüp geçirdiklerinden ve başlarına gelenlerden ötürü bu iki günü, buyrulduğu biçimde ve günlerde, her yıl kutlamayı kabul ettiler.

 Bu gelenek kendileri için, soylarından olanlar ve onlara katılan herkes için geçerli olacaktır. Böylece bu günler her ilde, her kentte ve her ailede kuşaktan kuşağa anımsanacak ve kutlanacaktır.

Purim günleri Yahudiler için son bulmayacak ve bu günlerin anısı kuşaklar boyu sürecektir. Purim’e ilişkin bu düzenlemeler Ester’in buyruğuyla onaylandı ve kayda geçirildi .

X X X

Günümüzde de, Purim kutlamaları aynı şekilde gerçekleşmektedir:

Bu olayların anlatıldığı ‘Megila Ester’in okunması; ziyafet; Yahudilerin birbirlerine yemek hediyeleri göndermesi; ihtiyaç sahibi kişilere parasal hediyelerin verilmesi gibi …

Pers/İran Kraliçesi Yahudi Ester’in hikayesi işte budur ve hala anlatılır.

Bu hikayede dikkat çekici olan Ester’in Yahudi kimliğini başlangıçta gizleyişi ama kraliçe olduktan sonra bu kimliği öne çıkarıp Yahudi düşmanlarına karşı harekete geçmiş oluşudur.

Bu öykünün nesiller boyu Yahudilere anlatıldığı ve hala da anlatılmakta olduğu dikkate alındığında, yeni yetişen Yahudi nesillerinin bilinçaltında nasıl bir etki yarattığı üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Erdal Sarızeybek

Araştırmacı Yazar

Başvuru Kitabı: İsrael/ Nil’den Fırat’a Devlet Oyunları(Destek Yayınları)

Erdal SARIZEYBEK

Emekli Albay, araştırmacı yazar. Terör ve siyaset üzerine yayımlanmış 16 eseri bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu